Tanzanya'da 1962 yılında yaşanan ve başlangıçta geçici bir neşe anı sanılan bir durum, tam 18 ay süren ve tüm bölgeyi etkisi altına alan bir kabusa dönüştü. Dakikalarca sürmesi beklenen kahkaha krizleri, nefes darlığı, bayılma, yoğun ağlama nöbetleri ve şiddetli bedensel ağrılarla birlikte seyrederek sosyal hayatı felce uğrattı ve yetkilileri olağanüstü önlemler almaya zorladı.

OKULLAR KAPATILDI, KÖYLER KARANTİNAYA ALINDI
Salgının başlangıç noktası olan okullarda eğitim tamamen durduruldu ve kurumlar kapatıldı. Ancak öğrencilerin evlerine dönmesiyle birlikte olay köy köy yayıldı. Yapılan araştırmalar, salgının 14 farklı okula sıçradığını ve binden fazla çocuğun ve gencin doğrudan etkilendiğini ortaya koydu. Birçok yerleşim yerinde geçici karantina uygulamaları hayata geçirildi. Etkilenen kişiler, gülmenin artık mutlulukla bir ilgisi olmadığını, bedenlerinin kontrolünü kaybettiklerini ifade etti. Saatler, hatta günler süren krizler sırasında kalp çarpıntısı, göğüs sıkışması ve vücutta iğne batması hissi gibi şikayetler yaygın olarak rapor edildi, günlük yaşam durma noktasına geldi.
VİRÜS VEYA ZEHİR YOKTU, NEDENİ PSİKOLOJİKTİ
Olayı inceleyen tıp ekipleri, yapılan kan örnekleri, yiyecek ve su kaynakları analizlerinde herhangi bir virüs, bakteri ya da toksik maddeye rastlamadı. Bunun üzerine bilim dünyası, yaşananları "Kitlesel Psikojenik Hastalık" (MPI) olarak tanımladı. Uzmanlara göre, yoğun stres, baskıcı eğitim ortamı ve geleceğe dair kaygılar, sinir sisteminde toplu bir kırılmaya yol açmıştı. Teoriye göre gülme, bu baskının dışa vurum biçimi haline geldi. Bir kişinin krize girmesi, çevresindekilerde benzer tepkileri tetikleyerek hızla yayılan bir etki yarattı. Beynin duygusal kontrol mekanizmasının geçici olarak devre dışı kalması, salgının temel nedeni olarak değerlendirildi. Yaklaşık bir buçuk yıl sonra, salgın başladığı kadar ani bir şekilde kendiliğinden sona erdi. Kalıcı fiziksel hasar bırakmamış olsa da, bölge halkı üzerinde derin psikolojik izler bıraktı. 1962 Tanzanya kahkaha salgını, bugün hâlâ psikoloji ve sosyoloji literatüründe, zihinsel stresin toplumsal ölçekte bedensel belirtilere nasıl dönüşebileceğinin en çarpıcı örneklerinden biri olarak yer alıyor.


