ABD'li savunma haber sitesi Defense Post'ta yayınlanan bir analiz, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında gelişen savunma iş birliğinin bölgedeki güç dengelerini kökten değiştirebileceğini öne sürdü. Gazeteci Charbel A. Antoun'un kaleme aldığı yazıya göre, bu 'sessiz ama derin' ortaklık, İsrail'in uzun süredir sahip olduğu teknolojik avantajı zorlayabilecek bir potansiyele sahip.

ENDÜSTRİYEL ENTEGRASYON BAŞLADI
Analizde, iki ülke arasındaki en kritik gelişmelerin basın toplantılarında değil, fabrika katlarında yaşandığı vurgulandı. Türk denizcilik firması ARES Tersanesi'nin Suudi Arabistan'da üretim tesisleri kurması örnek gösterilerek, Dammam ve Cidde'nin yakında Türk tasarımı devriye gemileri ve korvetler için montaj hatlarına dönüşeceği belirtildi. Bu endüstriyel entegrasyonun, modern askeri gücün temelini oluşturan ortak üretim hatları ve teknoloji transferi anlamına geldiği ifade edildi.

KAAN PROJESİNDE TARİHİ ADIM
Suudi Arabistan'ın Türkiye'nin milli savaş uçağı KAAN'a yatırım yapmayı ciddi şekilde değerlendirdiği aktarılan analizde, bu adımın atılması halinde Riyad'ın, ABD kontrolü dışında beşinci nesil bir uçak projesine dahil olan ilk Körfez ülkesi olacağı kaydedildi. Bu durumun, on yıllardır süren Batı'ya bağımlılıktan stratejik bir kopuşu işaret ettiği öne sürüldü.
İSRAİL İÇİN YAPISAL BİR TEHDİT
Yazıda, İsrail'in endişesinin yakın bir çatışmadan değil, 'yapısal bir değişimden' kaynaklandığı belirtildi. Türkiye gibi güçlü bir bölgesel aktörün, Washington'ın geleneksel denetim mekanizmalarının ötesinde havacılık ve denizcilik yeteneklerini geliştirmesinin Tel Aviv için esas kaygı kaynağı olduğu vurgulandı. İsrail'in yıllardır savunma planlamasını İran üzerine kurduğu, ancak Türkiye-Suudi Arabistan ortaklığını hesaba katmadığı ifade edildi. Analiz, ABD'nin bu gelişmeyi bir 'kör nokta' olarak gözden kaçırdığını, oysa Türkiye'nin Kongre onayı gecikmeleri, teknoloji kısıtlamaları veya yaptırım riski olmadan iş birliği sunduğunu savundu. Sonuç olarak, iki ülkenin inşa ettiği bu savunma ekosisteminin bir kez kurulduktan sonra geri dönüşü olmayan bir süreç başlattığı ve İsrail'i kıskaca alabilecek bir 'güç makinesini' sahaya sürdüğü değerlendirmesi yapıldı.


