DÜNYA
Yayınlanma : 15 Mart 2026 16:48

ABD'nin Hark Adası saldırısına rağmen İran'dan petrol sevkiyatı şok edici şekilde devam ediyor

ABD'nin Hark Adası saldırısına rağmen İran'dan petrol sevkiyatı şok edici şekilde devam ediyor
ABD'nin İran'ın Hark Adası'na saldırısından sonra petrol sevkiyatlarının devam ettiği uydu görüntüleriyle doğrulandı, İran ve ABD arasında karşılıklı tehditler gerilimi tırmandırıyor.

ABD'nin İran'ın Hark Adası'na düzenlediği askeri saldırının üzerinden iki gün geçmesine rağmen, adadan petrol sevkiyatlarının durmadığı ortaya çıktı. Küresel petrol ticareti izleme platformu 'tankertrackers'ın uydu görüntülerine dayandırdığı bilgilere göre, adada bir tankerin aktif olarak petrol yüklediği, çevresinde ise yedi tankerin daha bulunduğu tespit edildi. Bu tankerlerden beşinin yakıt yüklemesini tamamladığı, ikisinin ise yükleme için sırada beklediği bildirildi.

HARK ADASI'NIN STRATEJİK ÖNEMİ

Basra Körfezi'nde, İran ana karasının yaklaşık 30 kilometre açığında yer alan Hark Adası, ülkenin petrol ihracatı açısından en kritik noktalardan biri olarak kabul ediliyor. ABD Başkanı Donald Trump, 14 Mart'ta İran'ın bu adayı hedef aldıklarını açıklayarak, 'tüm askeri hedeflerin tamamen yok edildiğini' iddia etmişti. Trump, petrol altyapısına saldırmayı tercih etmediğini, ancak Hürmüz Boğazı'ndan gemilerin geçişine müdahale edilirse bu kararını yeniden değerlendireceğini belirtmişti.

İRAN'DAN KARŞILIKLI TEHDİTLER

İran yetkilileri, ABD saldırısında sivil veya askeri kayıp yaşanmadığını ve petrol ihracatının normal şekilde sürdüğünü duyurdu. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Trump'ın enerji tesislerine yönelik tehditlerine, 'Enerji tesislerimiz hedef alınırsa, bölgedeki Amerikan şirketlerinin tesislerini hedef alacağız' şeklinde sert bir yanıt verdi. Ayrıca, İran Kızılay'ının 'İsrail’in eğitim kurumlarına yönelik saldırılarında 306 kişi öldü' açıklaması da bölgedeki gerilimi artıran bir diğer gelişme olarak kaydedildi. Trump ise İran ile bir anlaşmaya varılması için 'koşulların henüz yeterince uygun olmadığını' savunarak diplomatik sürecin belirsizliğini koruduğunu vurguladı.