Allah'ı hakkıyla seven bir kulun en belirgin özelliği, her an ve her durumda Yaratıcı'yı hatırlamasıdır. Bu kişi için Allah'ın anıldığı tenha yerler bile mamur, O'nun anılmadığı şaşaalı saraylar ise harabe gibidir.
Mümin Her Hâlde Allah'ı Anar
Mümin, tüm benliğiyle Allah'a bağlıdır ve O'ndan asla gafil olmaz. Günün her saati, aydınlıkta veya karanlıkta, evde veya şehir merkezinde, yalnızken veya kalabalıklar içinde, hasta veya sağlıklı, ayakta veya otururken, çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkek, işçi veya patron, okur veya yazar fark etmeksizin her koşulda Allah'ı anar. Bu anış dil ile olduğu kadar, kalple ve bedenle de gerçekleşir.
Tüm Varlığın Allah'ı Anışı
Aslında zikreden, tespih eden ve hamd eden sadece insan değildir. Kainattaki tüm zerreler, tüm varlıklar, gizli veya açık, kendi lisan-ı halleriyle zaten Allah'ı anmaktadır. Her işe başlarken "Bismillah", bitirince "Elhamdülillah", şaşırınca "Süphanallah", beğenince "Maşallah", bir işin olmasını dileyince "İnşallah", günah işleyince "Estağfirullah" demek, bu anışın bir göstergesidir. Yüceliğini ve gücünü hissedince "Allahü Ekber" ve "Lâ ilâhe illallah" diyerek tevhid dilince coşar.
Allah'ı Anmanın Fazileti
Kur'an-ı Kerim'de "Beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin." (Bakara, 2/152) buyrulur. Peygamber Efendimiz (sav) de işlerin en hayırlısının, Allah katında en makbulünün ve dereceleri en yükseğinin Allah'ı anmak olduğunu bildirmiştir. Allah için mütevazı olanı Allah yüceltir, büyüklük taslayanı alçaltır. Allah'ı çok zikredeni ise Allah sever.


