Uzun yıllar Bursa’da yaşayan, daha sonra memleketi Bayburt’a dönen 57 yaşındaki marangoz ustası Ömer Keleş, Ballıkaya köyündeki baba ocağını kültür evine dönüştürdü. Eskiyen evi, kendi imkanlarıyla ve kimsenin desteği olmadan adeta bir müzeye çeviren Keleş, 50 metrekarelik evinde yaklaşık bin adetin üzerinde antika ve nostaljik eşyayı sergiliyor. Bu kültür evi, antika ve nostalji meraklısı yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.

BİR MARANGOZ USTASININ ESERİ
Evinin alt katını atölyeye dönüştüren Keleş, burada saatlerce çalışarak hem baba evini geçmişin izlerini taşıyacak şekilde restore etti, hem de gelen siparişleri üretti. Keleş, antika ve nostaljik eşya tutkusuyla kazancının yarısını bu eşyaları satın almaya harcadığını belirtti. Maddi destek almadığını, her şeyi tek başına yaptığını ve kimseden bir beklentisi olmadığını, ancak Bayburtlu yetkililerden manevi destek beklediğini vurguladı.

GEÇMİŞİN İZLERİ
1986 yılında ailesiyle birlikte Bayburt’tan Bursa’ya yerleşen Keleş, 10 yıldır Bayburt’ta yaşadığını belirterek şunları söyledi: 'Baba ocağını şenlendirmek için tadilat ve restore yaptım. Bu tarihi eşyalardan 30-40 parça elimde vardı. Eşyalara bakınca tekrar bende bir merak uyanmaya başladı. Gelecek nesillere bir şeyler bırakmak için, geçmişini bilmeyen geleceğini de bilmez duyarlılığıyla eşya toplamaya başladım. Yer yer satın aldım, hibe eden arkadaşlar da oldu, bu şekilde devam ediyorum. Birkaç yıl önce saydığımda 450-500 adet tarihi eşya vardı ama şu anda ne kadar olduğunu bilemiyorum sonrasında saymadım. Evdeki eşyalar bin parçaya, bin 500 parçaya ulaşmış olabilir. Bu şekilde yöre insanımıza, geleceğimize miras bırakma amacıyla bu işe devam etmek istiyorum.'

ZİYARETÇİLER İÇİN AÇIK KAPILAR
Kültür evinin özellikle yaz aylarında yoğun ziyaretçi aldığını belirten Keleş, 'Yazın dışarıdan gelen çok oluyor. Yurt dışından gelenler, sosyal medyadan görüp ziyaret etmek isteyenler bir hayli fazla, hiçbir zaman saat kısıtlamamış yoktur, 24 saat gelebiliyorlar. Kesinlikle ücret alınmıyor, ziyaret edip, eskiyi anımsayıp dönüyorlar' dedi. Evin en eski parçasının 300 yıllık bir düdüklü tencere olduğunu, asırlık birçok parçayı evinde bulundurduğunu ve tüm eşyalarına aynı değeri verdiğini, özenle muhafaza ettiğini sözlerine ekledi.

