İstanbul'da anlaşmalı hastanelere bebekleri sevk ederek haksız kazanç elde ettiği ve ihmalleri sonucu ölümlerine neden olduğu iddia edilen 'Yenidoğan Çetesi' davasında, sanıklardan biri şok eden bir iddiada bulundu. Duruşma sırasında konuşan sanık Ali Dirik, cezaevinde kendisine yönelik "işini bitirin" şeklinde bir emir aldığını öne sürdü.
SANIKLARIN ŞOK EDEN İFADELERİ
Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada, 6'sı tutuklu 61 sanık ve avukatları hazır bulundu. Firariyken yakalanıp tutuklanan Güney Hastanesi Mesul Müdürü Ali Dirik, savunmasında "Kaya bebek meselesi 72 saatlik bir süreçtir. Rıza Keykubad ve avukatı beni suçladı. Bu duruşmada tanık ve sanıklar dinlendi ve herkes konuştu. Bu olayla ilgili telefon imajları var. Rıza Keykubad telefon mesajlarını sildi. Rıza hiçbir sanığı görmediğini iddia ediyor. Ben Yenidoğan ünitesinde yapmam gereken her şeyi yaptım. Ben normalde Yenidoğan ünitesine bakmıyorum oradan sorumlu değilim, bakmamam da gerekiyordu ama doktor yoktu ben de baktım. Rıza Keykubad, 50 bin lira karşılığında bakıyordu bebek yoğun bakımına. Burada kimsenin kötü niyeti yok, varsa da araştırılsın. Benim için cezaevinde, ‘bu bebek katilidir, bunun işini bitirin’ diye emir verildi. Diğer mahkumlar benim bebek katili olduğumu söyleyip cezaevine aynı koğuşta kalmak istemediklerini söylemişti" dedi.
HAKSIZ KAZANÇ VE DOLANDIRICILIK İDDİALARI
TRG Hospital Hastanesi'nde doktor olarak görev yapan ve 112 sistemi kullanılmaksızın hasta sevki ile basamaklarda oynama yaparak gerçeğe aykırı epikriz düzenleyip ilaçları SGK'ya fatura ettirerek nitelikli dolandırıcılıkla suçlanan tutuklu sanık Mehmet Gürül ise, "Eşimden boşandım, çocuğumu göremiyorum, 6 aydır tutukluyum. Ben örgüt suçundan tutukluyum. Benim yoğun bakım doktorluğundan aldığım ücret 50 bin liradır. 50 bin lira için mi örgüte mi dahil olunur? Bana anlaştığım hastane, ‘maaşını Medisense Hastanesi’nden alacaksın’ dedi. Ben de kabul ettim. Sırf Medisense Hastanesi’nden maaş aldım diye dolandırıcılıkla suçlanıyorum" ifadelerini kullandı. 112 ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir de hastane müsaitliğini bilmenin kendi görevi olmadığını belirterek, "Bir hastanenin müsait olup olmadığını, sevk için uygun olup olmadığını ben bilemem. Bununla ilgili nasıl savunma yapacağımı bilmiyorum. Bir hastanenin müsait olduğunu bilmek benim görevim değil, ben sadece sevk yapıyorum. Hekim hastayı kabul etmiş hastaneye almış, ben gidip bunu nasıl sorgulayabilirim? Hastaneye hasta alma nasıl diyebilirim? Örgüt yöneticiliği lakabı üzerime yapıştı kaldı. Tutuklanalı 20 ay oldu, tapeler ortadadır, tahliyemi talep ediyorum" dedi. Bağcılar Şafak Hastanesi'nde hekimlik yapması yasak olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı gerçekleştirdiği ve 25 yaşındaki Semanur Aydın'ın ölümüne neden olduğu iddialarıyla gündeme gelen sanık Cem Türker Öztürk'ün avukatı ise "Biz davaya birleşen dosya kapsamında dahil olduk. Bu davada tanık sıfatıyla dinlenmedik. Bizim hiçbir sanıkla bağımız bulunmamaktadır. Sanıklarla alakalı herhangi bir tapemize rastlanılmamıştır. Sadece Şafak Hastanesi’nden kaynaklı buradayız. Mahkemeden beraat kararı verilmesini ve dosyadan tefrik edilmeyi talep ediyoruz" şeklinde konuştu. Duruşma, avukatların beyan ve savunmalarının alınmaya devam edilmesi için yarın saat 10.00'a ertelendi.



