Bir casusun ölümü genellikle gizli kalır, ancak 2024 yılının Eylül ayında Norveç sularında ölü bulunan ve Moskova adına casusluk yaptığından şüphelenilen beyaz bir beluga balinası, tüm dikkatleri üzerine çekti. Norveç Balıkçılık Direktörlüğü tarafından resmi otopsi yapılan bu balina, Norveççe 'balina' anlamına gelen 'hval' kelimesi ile Rusya Devlet Başkanı'nın adından esinlenilerek 'Hvaldimir' adını almıştı.

HAYVANLARIN GİZLİ GÖREVLERİ
Hvaldimir, 2019'da casus olduğu ortaya çıktıktan sonra, istihbarat servisleri tarafından kullanılan uzun hayvanlar zincirinin son halkalarından biri olarak görülüyor. Bu zincir, 1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla sona eren, deniz memelilerini casus ve suikastçı olarak eğitmeyi amaçlayan Sovyet programını da içeriyor. ABD'nin de 1960'lardan itibaren benzer deneyler yürüttüğü biliniyor. CIA'in en sıra dışı girişimlerinden biri, 'Operation Acoustic Kitty' adlı projeydi. Bu projede, bir kedinin vücuduna mikrofon ve anten yerleştirilerek gizli konuşmaların dinlenmesi hedeflenmişti. Ancak deneme sırasında kedi kontrolden çıkıp bir taksinin çarpması sonucu ölünce program hızla rafa kaldırıldı.

GÜVERCİNLERDEN ROBOT BALIKLARA
Hayvanların daha başarılı kullanıldığı örneklerden biri ise casus güvercinler oldu. Küçük kameralarla donatılan bu güvercinler, şüphe çekmeden kısıtlı alanlara girerek fotoğraf çekebiliyor ve güçlü yön bulma yetenekleri sayesinde üslerine geri dönebiliyordu. Soğuk Savaş döneminde CIA için oldukça başarılı olan bu program, kökenini İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere'nin yürüttüğü benzer çalışmalardan alıyor. Zamanla teknoloji, hayvanların gizliliğinden yararlanırken öngörülemezliklerini ortadan kaldırmayı amaçlayan yeni imkanlar sundu. 'Project Aquiline' kuş benzeri bir insansız hava aracı geliştirmeyi hedeflerken, 1970'lerde geliştirilen 'insectothopter' böcek boyutlarında bir keşif aracıydı. 1990'lara gelindiğinde ise CIA'in 'Charlie' adlı robot yayın balığı, Hvaldimir gibi hayvanlardan daha etkili ve daha az savunmasız olan sualtı insansız araçlarının bir örneği olarak öne çıktı.
BAŞARISIZ PLANLAR VE YARATICI KAÇIŞLAR
Casusluk yöntemlerinin başarısı her zaman doğrudan sonuçlarla ölçülmedi. İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere'nin, patlayıcılarla doldurulmuş ölü fareleri Alman fabrikalarının kazan dairelerine sokma planı, yaklaşık 100 fareden oluşan ilk sevkiyatın Almanlar tarafından ele geçirilmesiyle başarısız oldu. Ancak planın ortaya çıkması, Alman tarafında büyük bir paranoyaya yol açarak beklenenden daha fazla etki yarattı. Hayvanların yanı sıra, cansız nesneler kılığına sokulan cihazlar da zaman zaman istihbarat servislerini zor durumda bıraktı. MI6'ın Moskova'daki bir operasyonunda, bilgi aktarımı için bakanlık yakınındaki bir parka yerleştirilen sahte kaya, parkta yoğunlaşan şüpheli hareketler nedeniyle fark edildi. 2006'da açığa çıkan bu olay, İngiltere'de alaycı başlıklara konu oldu. Buna karşılık, istihbarat tarihindeki en başarılı örneklerden bazıları insan yaratıcılığına dayanıyor. 1985'te, Batı'nın en değerli çifte ajanlarından Oleg Gordievski'nin Sovyetler Birliği'nden gizlice çıkarılması buna örnek gösteriliyor. Operasyonda, iki İngiliz diplomat ve eşleri, Gordievski'yi üç Sovyet ve iki Finlandiya kontrol noktasından geçirmek zorundaydı. İlk kontrol noktasında yaklaşan bir arama köpeği, verilen peynirli-soğanlı bir cipsle oyalandı. Daha sonra başka bir köpek aracın bagajını koklarken, diplomat eşlerinden biri 18 aylık bebeğinin altını bagaj üzerinde değiştirerek köpek ve bakıcısının dikkatini dağıttı. Bu yöntemler önceden planlanmamış, düşmanca ortamlarda çalışmaya alışkın kişilerin anlık ve cesur doğaçlamaları olarak başarıya ulaşmıştı.


