Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne gerçekleştirdiği günübirlik ziyaret kapsamında önemli açıklamalarda bulundu. Ercan Havalimanı'nda KKTC Başbakanı Ünal Üstel ile birlikte basın toplantısı düzenleyen Yılmaz, Ramazan ayını tebrik ederek başladığı konuşmasında Türkiye ile KKTC arasındaki derin bağlara vurgu yaptı. Yılmaz, karşılıklı ziyaretlerin, iki devlet arasındaki sıradan ilişkilerin çok ötesinde, müstesna bir bağın ve KKTC'ye verilen önemin bir yansıması olduğunu belirtti.
ADA'DAKİ ÜSLER BÖLGE İÇİN RİSK YARATIYOR
Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'deki artan çatışma ortamına dikkat çeken Yılmaz, Rum Yönetimi'nin ada üzerindeki askeri üslerde üçüncü ülkelere kullanım ayrıcalıkları tanımasının, ada sakinlerini ve tüm bölge ülkelerini risk altına soktuğunu dile getirdi. Yılmaz, "Ada’nın Orta Doğu’ya yönelik operasyonlar için kullanılması, tüm bölge ülkeleri için risk teşkil etmektedir," diyerek bu durumun somut gelişmelere yol açtığını vurguladı. GKRY'nin Kıbrıs Türk halkının iradesini yok sayarak aldığı kararların ve büyük güç rekabeti içindeki rol arayışının, özellikle son dönemdeki askeri angajmanları ve üs politikalarıyla güvenlik risklerini artırdığını söyledi. Yılmaz, GKRY'nin Gazze'deki duruma ilişkin sergilediği tavırları ve İsrail desteğiyle silahlanma çabalarını da eleştirerek, garantörlük sorumluluğunun önemine dikkat çekti.
KALKINMA VE GÜVENLİK İÇ İÇE
Cevdet Yılmaz, Altınbaş Üniversitesi kampüsünün temel atma törenine katılacaklarını ve ardından hükümet yetkilileriyle ekonomik ve mali işbirliği konularını ele alacaklarını belirtti. KKTC'nin kalkınmasının Türkiye için milli bir dava olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Nasıl ki egemenliği, uluslararası alandaki konumu, barış ve huzur içinde yaşaması önemliyse kalkınması, gelişmesi de bizim için milli davanın bir parçasıdır," dedi. Güvenliğin olmadığı yerde kalkınma ve refahın mümkün olmadığını savunan Yılmaz, 1974 Barış Harekatı sonrası oluşan istikrar ortamının, Ada'da 50 yılı aşkın süredir barış, güven ve huzurun tesis edilmesine olanak sağladığını ve bu sayede hem Rum hem de Kıbrıs Türk halkının kalkınıp refahını artırdığını ifade etti. Yılmaz, Kıbrıs Türklerinin egemenlik ve eşitlik hakları tescil edilmeden ve maruz kaldıkları izolasyonlara son verilmeden meselenin çözülmesinin mümkün olmayacağını da sözlerine ekledi.



