Küresel teknoloji devleri, özellikle sosyal medya platformları, yapay zeka alanındaki rekabetçi adımlarıyla dikkatleri üzerine çekiyor. Veri gizliliği endişeleri, karmaşık reklam modelleri ve zararlı içeriklerin yayılması gibi konular, kullanıcıları 'Kişisel verilerim ne kadar güvende?' sorusu etrafında yeniden düşünmeye itiyor.

Şeffaflık Yoksunluğu ve Veri Toplama Tehlikesi
Uzmanlar, bu dev şirketlerin kullanıcı verilerini nasıl kullandıkları konusunda yeterli şeffaflığı sağlamadığını, bunun da yanlış bilgilendirme ve panik havasını körüklediğini vurguluyor. Siber güvenlik analisti Krystyna Sikora, platformların kullanım koşullarının karmaşıklığının, kullanıcıların haklarını tam olarak anlamasını engellediğini ve bu durumun şirketlerin lehine kullanıldığını belirtiyor. Instagram, Facebook, X ve Google gibi platformlar, herkese açık paylaşımların yapay zeka eğitimi veya izinsiz reklamlar için kullanılmadığı yönünde açıklamalar yapsa da, gerçekler farklı bir tablo çiziyor. Herkese açık fotoğraflar, gönderiler ve mesajlar, bu şirketlerin temel veri kaynağını oluşturuyor. Hatta hesabı olmayan kişilerin etiketlenmesi durumunda bile verilerine dolaylı yoldan erişim mümkün olabiliyor. Gmail'deki 'akıllı özellikler'in varsayılan olarak açık gelmesi de, e-postaların yapay zeka tarafından analiz edilmesine kapı aralıyor.
Uluslararası Boyutta Artan Endişeler ve Milli Güvenlik Boyutu
Google'ın 13 yaş altı kullanıcı verilerini yapay zeka eğitimi için kullandığına dair açıklamalarına rağmen, bazı davalar Gemini'ın özel e-postalara erişim sağladığını iddia ederek Kaliforniya Gizliliğin İhlali Yasası'na aykırılık iddialarını gündeme getiriyor. Buna paralel olarak, sosyal medya kullanımına yönelik kısıtlamalar bölgesel düzeyde de artış gösteriyor. Avustralya'da 16 yaş altı için sosyal medya kullanımı yasaklanırken, Danimarka, Malezya, Teksas ve Utah gibi yerlerde de benzer adımlar atılıyor. Malezya İletişim Bakanı Fahmi Fadzil, internetin güvenli ve erişilebilir olması gerektiğini belirterek, platformlara lisans şartı getirilmesi ve denetimlerin sıkılaştırılması gerektiğini savunuyor. Türkiye'de ise yabancı dijital platformlar, yasal düzenlemelere tam uyum sağlamadan milyarlarca lira gelir elde ediyor. Uzmanlar, bu durumun sadece ekonomik kayıp yaratmakla kalmayıp, algoritmalar aracılığıyla ülkenin iç dinamiklerine müdahale etme potansiyeli taşıdığını belirtiyor. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Murat Kırık, yabancı platformların faaliyetlerini 'milli güvenlik sorunu' olarak tanımlayarak, Türkiye'deki denetimsizliğin yeni bir saldırı alanı oluşturduğunu ifade ediyor. Bu platformların toplumsal algıyı şekillendirebildiğini, siyasi ve sosyal gerilimleri tetikleyebildiğini belirten Kırık, Gazze'deki insani kriz görüntülerinin bile algoritmalarla reklam gelirine dönüştüğünü ve elde edilen ekonomik değerin emperyal güçlerin kasasına aktığını vurguluyor.
Dijital Kapitülasyon: Yerel Medya Kan Kaybediyor
Elde edilen verilere göre, yerel ve geleneksel medyanın reklam gelirlerindeki payı dramatik bir düşüş sergiliyor. 2014'te reklam harcamalarının büyük çoğunluğu yerel medyaya yönelirken, dijital medyanın payı yalnızca yüzde 20 seviyesindeydi. 2024 itibarıyla ise yabancı platformların payı yüzde 74'e ulaşmış durumda. Bu durum, yerel medyanın ayakta kalmasını zorlaştırırken, haksız rekabet ortamını da derinleştiriyor. Yabancı şirketlerin vergi ve içerik sorumluluğu gibi konularda yerli şirketler kadar yükümlülük altına girmemesi, 'dijital kapitülasyon' olarak nitelendirilen durumlara yol açıyor. Uzmanlar, yabancı sosyal medya ve dijital platformların faaliyet gösterdikleri bölgelerde sessiz bir işgal gerçekleştirdiğini, Türkiye'ye yatırım yapmayıp istihdam da sağlamadıklarını ancak buradan elde ettikleri milyarlarca doları kendi ülkelerine aktardıklarını belirtiyor.


