DÜNYA
Yayınlanma : 13 Şubat 2026 13:23

Dünya'nın kalbinde devasa bir hidrojen deposu mu var? Bilim dünyası şaşkın!

Dünya'nın kalbinde devasa bir hidrojen deposu mu var? Bilim dünyası şaşkın!
Bilim insanları, Dünya'nın çekirdeğinde yüksek miktarda hidrojen olabileceğini keşfetti. Bu durum, gezegenlerin oluşumu ve yaşamın kökenleri hakkında yeni anlayışlar sunuyor.

Bilim insanları, Dünya'nın çekirdeğinde tahmin edilenden çok daha fazla hidrojen bulunabileceğini ortaya koydu. Yapılan yeni araştırmalara göre, gezegenimizin toplam ağırlığının yaklaşık %0.07 ile %0.36'sı arasında bir hidrojen kütlesi mevcut olabilir. Bu bulgu, gezegenlerin oluşum süreçleri ve yaşamın kökenleri hakkında yepyeni ufuklar açıyor.

Dünya'nın Oluşumu ve Hidrojen Kaynağı

Araştırmaya göre, Dünya'nın ilk milyon yılları boyunca, yüksek basınç altında demir ve nikelin birleşmesiyle oluşan akışkan metal çekirdeğin, büyük miktarda su içerdiği düşünülüyor. Suyun hidrojenin ana kaynağı olduğu kabul edilirse, gezegenin suyunun büyük bir kısmını sonradan gelen kuyruklu yıldızlar veya asteroit çarpmalarıyla değil, oluşum sürecinin en başından itibaren kazandığı anlaşılıyor. Çekirdeğin beklenenden daha düşük bir yoğunluğa sahip olması da bu teoriyi destekleyen önemli bir gösterge olarak kabul ediliyor.

Hidrojeni Ölçmenin Zorlukları ve Yeni Yöntemler

Bilim insanları, bu hipotezi test etmek için yüksek basınç altında lazerlerle eritilmiş demir üzerinde deneyler gerçekleştirdiler. Ardından, atomik düzeyde ölçüm yapabilen özel tomografi teknikleri kullanılarak hidrojenin varlığı incelendi. Hidrojenin en hafif ve en küçük element olması nedeniyle ölçülmesinin oldukça zor olduğu ve geleneksel analiz yöntemlerinin yetersiz kaldığı vurgulandı. Daha önce kullanılan X-ışını kırınımı gibi yöntemler kesin sonuçlar vermezken, yeni araştırmada atom düzeyindeki gözlemler, metal soğurken hidrojenin silikon ve oksijenle nanoyapılar içinde etkileşime girdiğini ortaya koydu. Bu veriler, çekirdekteki silikon miktarına dair önceki tahminlerle birleştirilerek hidrojen oranının yaklaşık olarak hesaplanmasını sağladı. Ancak araştırmacılar, deney sırasında basınç düştüğünde numunelerden ne kadar hidrojenin açığa çıktığının tam olarak belirlenememesi nedeniyle gerçek hidrojen miktarının tahmin edilenden daha fazla olabileceğini düşünüyor.