Mart ayı enflasyon rakamları, beklentilerin altında gelerek tartışmaları yeniden alevlendirdi. İran savaşının yarattığı küresel enflasyonist baskıya rağmen açıklanan yüzde 1,94'lük aylık artış, "gerçekten enflasyon düşüyor mu?" sorusunu akıllara getirdi.
ENFLASYON SEPETİNDE AĞIRLIK DEĞİŞİKLİĞİ Mİ YAPILDI?
Ekonomist Deniz Eresen, mart enflasyon verilerini değerlendirirken, geçen yılın aynı dönemine göre koşulların çok daha ağır olduğunu belirtti. Zirai don, kuraklık ve jeopolitik riskler gibi faktörlerin bugünkü tabloyu etkilediğini vurgulayan Eresen, buna rağmen açıklanan düşük enflasyonun gerçeklikle örtüşmeyen yönleri olabileceğini ifade etti. Eresen, özellikle 1 Ocak 2026 itibarıyla enflasyon sepetinde yapılan ağırlık değişikliklerinin, hissedilen enflasyon ile açıklanan enflasyon arasındaki farkı daha da açtığını dile getirdi. Gıda ve temel gider kalemlerinin ağırlığının düşürülerek, eğlence ve lokanta gibi alanların payının artırılmasının bu duruma yol açtığını belirtti.
ZAM ORANLARINI DA ETKİLEYEN HESAPLAMA DEĞİŞİKLİĞİ
Deniz Eresen, yaptığı analizlerde, geçen yılki hesaplama yöntemi devam etseydi ocak, şubat ve mart aylarında daha yüksek enflasyon oranları görüleceğini ortaya koydu. Bu teknik detayın, sadece açıklanan enflasyon rakamlarını değil, aynı zamanda memur, işçi ve emeklilerin alacağı zam oranlarını da aşağı çektiğini vurguladı. Yıl sonu enflasyon beklentilerine ilişkin de konuşan Eresen, mevcut hedeflerin gerçekçi olmadığını ve Merkez Bankası'nın da bu durumu gördüğünü belirtti. Mayıs ayındaki enflasyon toplantısında hedefin 27-28 bandına çekilmesi ve programın bu yeni gerçekliğe göre revize edilmesi gerektiğini savundu.



