Gazze'de beklenen ateşkesin ikinci aşamasına yaklaşıldığı bir dönemde, Uluslararası İstikrar Gücü'nde Türkiye'nin üstlenebileceği potansiyel rol, İsrail'de ciddi tedirginliklere yol açtı. İsrail basını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump arasındaki gelişen yakın temasların, İsrail'i diplomatik ve stratejik olarak dışarıda bırakabileceği endişesini dile getiriyor.
ATEŞKESİN YENİ DÖNEMİ VE TÜRKİYE'NİN ROLÜ
Hamas'ın, anlaşma gereği İsrail'e teslim edeceği 28 esirden 27'sinin cenazesini teslim etmesinin ardından, ateşkesin ikinci aşamasının devreye girmesi bekleniyor. Bu yeni aşama, Gazze'ye bir Uluslararası İstikrar Gücü'nün konuşlandırılmasını öngörüyor. Türk askerinin bu güce dahil olma ihtimali, İsrail'de mevcut dengelerin değişebileceği yönünde yorumlara neden oluyor.
İSRAİL BASININDA 'DIŞARIDA KALMA' ENDİŞESİ
Haaretz gazetesinin analizlerine göre, Ankara ve Washington arasındaki olumlu hava, İsrail'in diplomatik yalnızlaşabileceği bir tabloyu güçlendiriyor. Gazete, Trump yönetiminin, Erdoğan'ın Gazze planının sonraki adımlarında Türkiye'yi kilit bir aktör olarak konumlandırmak istediğini aktarıyor. Haberde, ABD'nin İsrail hükümetine, "Türkiye'nin istikrar gücüne katılımını engellemeyin" şeklinde bir mesaj ilettiği belirtiliyor. Washington yönetimi, sürecin haftalar içinde başlamasını bekliyor. Bu durum, Türkiye'nin bölgedeki etkisinin diğer ülkelere de yayılma potansiyelini taşıyor. Özellikle Azerbaycan ve Endonezya gibi Türkiye'ye yakın duruş sergileyen ülkelerin de bu sürece dahil olabileceği öngörülüyor.
F-35 VE CAATSA MESELESİ TEL AVİV'İ RAHATSIZ EDİYOR
Gazetenin diğer dikkat çekici bir iddiası ise Trump'ın Türkiye'yi F-35 savaş uçağı programına geri döndürme niyetinde olduğu yönünde. Ayrıca, CAATSA yaptırımlarının kaldırılması için de adımlar atıldığı belirtiliyor. İsrail basını, Türkiye'nin yeniden F-35 sahibi olmasının "stratejik bir risk" oluşturacağını savunuyor. Bu durum, daha önce de yaşanan Suriye politikası konusundaki anlaşmazlıkları da hatırlatarak Tel Aviv'de hoşnutsuzluğa neden oluyor. İsrail, Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığını bir güvenlik tehdidi olarak görmeye devam ediyor. Haberde ayrıca, Erdoğan ve Trump'ın Suriye'nin tek merkezli bir devlet olarak kalması gerektiği konusunda hemfikir olduğu ve SDG/PKK-YPG unsurlarının Suriye ordusuna entegre edilmesi fikrine destek verdikleri bilgisi de yer alıyor. Trump'ın Netanyahu'ya, Beyt Cin'e yönelik operasyon nedeniyle sert çıkıştığı da hatırlatılıyor. Haaretz, analizini, Türkiye'nin artık sadece arabulucu değil, ateşkesin garantörlerinden biri haline geldiği tespitiyle sonlandırıyor. Gazze'ye Türk askerinin konuşlanması durumunda İsrail ile Trump yönetimi arasında yeni bir krizin kapıda olabileceği ve bu denklemde Ankara'nın elinin Tel Aviv'den daha güçlü göründüğü vurgulanıyor.



