Araştırmacı-yazar ve iş insanı Sıtkı Yılmaz Kuşkay, 1878 yılında Erzurum'u işgal eden Rus Askeri Valisi Tümgeneral Sergey Mihailoviç Duhovsky ve eşi Prenses Varvara Duhovskaya'nın (Galitzine) anılarını derleyerek 'Erzurum’da Rus İşgali' adlı bir kitap yayınladı. Kitap, Dergâh Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı.
RUS İŞGALİ, ERZURUM HALKININ GÖZÜNDEN
Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası’nın önceki başkanlarından olan Kuşkay, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nın ardından Erzurum'da yaklaşık yedi ay süren Rus işgalini, dönemin askeri valisi ve eşinin kaleminden aktarıyor. Kuşkay, kitabının ön sözünde, işgal döneminin hemen ardından St. Petersburg’da yayımlanan bu anıların, Erzurum tarihinin bilinmeyen ve gölgede kalmış olaylarını aydınlattığını belirtiyor. 'Yedi ay süren Erzurum işgali sırasında görev yapan Sergey Duhovsky ve eşi Prenses Galitzine, savaşın hemen ardından St. Petersburg’da hatıralarını yayımladılar. Bu tanıklıklar, Erzurum tarihinin bilinmeyen, gölgede kalmış olaylarını aydınlatıyor' diyen Kuşkay, daha önce 'Erzurum’da İngiliz Konsolosu Everett’e Ermeni Suikasti' ve 'Kafkasya’da Rus Yayılmacılığı' eserlerini de kaleme almıştı.
TARİHİN KARANLIK SAYFALARINA IŞIK TUTAN BİR ÇALIŞMA
Kuşkay, 'Erzurum’da Rus İşgali'nin en az elli yıllık bir birikim ve emeğin ürünü olduğunu ve 93 Harbi’nde muhacir olmuş bir ailenin torunu olarak bu döneme özel bir ilgisi olduğunu ifade ediyor. 'En az elli yıllık birikim ve emeğin ürünü olan bu çalışmayı Türk okuyucusuyla buluşturduğum için mutluyum. 93 Harbi’nde muhacir olmuş bir ailenin torunu olarak bu döneme özel bir ilgim vardı. Erzurum’un işgal günlerinde yaşananları, Prenses Galitzine ve Sergey Duhovsky’nin tanıklıklarıyla aktarmak, hem tarihimize hem de hafızamıza hizmet etmektir.' diyen Kuşkay, kitabının yalnızca akademik bir kaynak olmadığını, aynı zamanda Erzurum’un geçmişine dair insani, sosyal ve kültürel boyutlarıyla işgal günlerini yansıtan bir eser olduğunu vurguluyor. Kitap, tarihin karanlık sayfalarına Erzurum’dan açılan bir pencere niteliği taşıyor.
PRENSES GALİTZİNE'NİN ERZURUM İZLENİMLERİ
Kitapta, Prenses Galitzine’nin Erzurum’u sokaklarından evlere, çarşıdan camilere kadar birçok ayrıntısıyla kayda geçirdiği izlenimleri dikkat çekiyor. Galitzine, şehrin havasını, insanlarının direncini ve savaşın gölgesinde yaşanan gündelik hayatı farklı bir bakış açısıyla yansıtıyor. 1878'de Erzurum'a gelen Prenses, anılarında şehrin sefaletini, hastalıklarını ve halkın yaşam mücadelesini anlatıyor. 'Geçtiğimiz kış yalnızca Erzurum’da bin 500 Rus askeri tifüsten öldü. Karlar eriyince, aceleyle açılmış mezarlıklardaki mezarların çöktüğünü ve cesetlerin göründüğünü gördük. Bu durum şehirde büyük bir halk sağlığı sorunu oluşturdu.' ifadelerine yer veren Galitzine, 23 Mayıs 1878'de Erzurum’a dönerken Kân (Dadaşköy) köyünde yaşadığı bir olayı da şöyle aktarıyor: 'Köyde etrafımızda çoğu kadınlardan oluşan büyük bir kalabalık toplandı. Bir köylü kadın kolumdan tutarak, büyük bir hayret içinde ‘O canlı ve yaşıyor!’ diye bağırdı. (Beni balmumu bebek zannetmişlerdi.)' Kuşkay, bu gözlemlerin yalnızca askeri tarih açısından değil, Erzurum’un sosyal ve kültürel dokusunu anlamak için de benzersiz bir kaynak olduğunu belirtiyor. 93 Harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı, imparatorluğun doğusunda büyük yıkıma neden oldu. Rus ordusu Erzurum'a kadar ilerledi ve şehir aylarca işgal altında kaldı. 31 Ocak 1878 Edirne Ateşkesi ve 3 Mart 1878 Ayastefanos Antlaşması ile Osmanlı Devleti ağır şartları kabul etmek zorunda kaldı. Osmanlı, Kars, Ardahan, Batum ve Oltu'yu kaybetti; Erzurum, Eleşkirt ve Doğubayazıt'ı geri aldı. Ağır kış, tifüs salgını ve Aziziye direnişi, Rusların daha ileri harekâtını durdurdu. 93 Harbi yalnızca askeri kayıplarla sınırlı kalmadı, binlerce aile yurtlarını terk etmek zorunda kaldı. Erzurum, gözyaşı ve muhaceretin en acı sahnelerine tanıklık etti.



