EKONOMİ
Yayınlanma : 07 Şubat 2026 12:57

ETİ, TRUBAR'ı satın alarak küresel atıştırmalık pazarına iddialı giriş yaptı: 173 milyon dolarlık dev yatırım!

ETİ, TRUBAR'ı satın alarak küresel atıştırmalık pazarına iddialı giriş yaptı: 173 milyon dolarlık dev yatırım!
ETİ Gıda, Kuzey Amerika'da büyüyen bitkisel bazlı protein bar markası TRUBAR'ı 173 milyon dolara satın alarak küresel atıştırmalık pazarına iddialı bir giriş yaptı.

Türkiye'nin önde gelen atıştırmalık markalarından ETİ Gıda, uluslararası alandaki büyüme hedefleri doğrultusunda önemli bir adım attı. Şirket, Kuzey Amerika'da hızla yükselen bitkisel bazlı protein bar markası TRUBAR'ın tamamını 173 milyon dolar karşılığında bünyesine kattı.

Küresel Vizyon ve Stratejik Yatırım

Bu stratejik satın alma, ETİ'nin uzun vadeli küreselleşme vizyonunun bir göstergesi olarak kabul ediliyor. TRUBAR, 'temiz içerik' ve lezzet odaklı bitkisel bazlı ürünleriyle Kuzey Amerika sağlıklı atıştırmalık pazarında güçlü bir yer edindi. ETİ, bu hamleyle küresel çapta ivme kazanan sağlıklı beslenme ve fonksiyonel gıda trendlerine doğrudan yatırım yaparak ürün portföyünü zenginleştirmeyi ve küresel rekabetteki konumunu güçlendirmeyi amaçlıyor.

TRUBAR'ın Başarısı ve ETİ'nin Katkısı

Girişimci ve anne Erica Groussman tarafından 2018'de kurulan TRUBAR, kısa sürede ulusal çapta tanınan bir marka haline geldi. Şirket, 2025 yılına kadar yaklaşık 100 milyon dolar brüt gelir elde etmeyi ve son bir yıl içinde 20 binden fazla satış noktasına ulaşmayı hedefliyor. TRUBAR ürünleri, Costco, Target, Walmart ve Amazon gibi Kuzey Amerika'nın önde gelen perakende ve e-ticaret platformlarında tüketicilerle buluşuyor. ETİ Yönetim Kurulu Başkanı Firuzhan Kanatlı, bu satın almanın sadece coğrafi bir genişleme olmadığını, aynı zamanda küresel ölçekte yeni bir konumlanma anlamına geldiğini belirtti. Kanatlı, ETİ'nin kalite anlayışı ve operasyonel yetkinliğiyle TRUBAR'ı uluslararası pazarlarda daha da ileriye taşıyacağına inanıyor. TRUBAR Kurucusu ve CEO'su Erica Groussman ise ETİ ile yapılan ortaklığın markanın kimliğini değiştirmeyeceğini, aksine güçlendireceğini ve inovasyon süreçlerini hızlandıracağını ifade etti.