Savaşın gölgesindeki Halep'te, geleneksel el dokumacılığı yok olma tehlikesiyle yüzleşirken, 80 yaşındaki usta Muhammed Ezrak, el yapımı kumaşın ruhunu koruyarak bu kadim zanaatı yaşatmaya adanmış bir isim olarak öne çıkıyor.
UNUTULMAYA YÜZ TUTAN BİR ZANAAT
Bir zamanlar binlerce tezgâhta sayısız zanaatkarın emek verdiği Halep'in geleneksel el dokumacılığı, savaşın acımasızlığıyla büyük bir yara aldı. Babasıyla birlikte küçük yaşlarda bu mesleğe adım atan Muhammed Ezrak, mesleğini tüm zorluklara rağmen ayakta tutma mücadelesi veriyor. Yedi çocuk babası olan Ezrak için bu meslek, hayatın ta kendisi anlamına geliyor.
TEZGAHTA DOKUNAN KUMAŞTA RUH VAR
Ezrak, el emeğiyle dokunan kumaşın, seri üretim makinelerin ürünü olanlardan çok daha farklı bir değere sahip olduğunu vurguluyor. 'Tezgâhta çalışmak zorlu bir süreçtir; kulak, göz, ayak ve elin uyum içinde çalışmasını gerektirir,' diyen usta, 'Bu meslek benim için hayat demek. Çocukluğumdan bu yana tüm ömrümü hatırlatıyor. Ürünlerimi kullanan insanları gördükçe mutlu oluyorum.' sözleriyle duygularını ifade ediyor. Bu zanaatın yalnızca bir miras olmadığını, aynı zamanda derin bir ruh taşıdığını belirten Ezrak, yöresel ipek, yün, şap, saten şal ve yün kuşak gibi çeşitli ürünler dokuduğunu dile getiriyor.
MESLEK YOK OLMAK ÜZERE
Mesleğin hem zorlu hem de zahmetli doğası nedeniyle çocuklarına öğretmediğini belirten Ezrak, günümüz zamanının değiştiğini ve yeni neslin bu işe uygun olmadığını düşünüyor. Bir zamanlar Halep'te 150 bini aşkın tezgâh olduğunu hatırlatan usta, bugün ikinci bir usta bulmanın neredeyse imkansız olduğunu söylüyor. Makineleşmenin yaygınlaşmasıyla fabrikalarda kullanılan jakar sistemlerinin yerini aldığına dikkat çeken Ezrak, 'Tezgâhta dokunan kumaşta ruh vardır, elektrikli makinelerde ise yoktur.' diyerek geleneksel dokumacılığın eşsizliğini vurguluyor.


