Himalaya bölgesinde yapılan son bilimsel araştırmalar, dağ kuşağında yüzyıllardır biriken devasa enerjinin gelecekte iki büyük depreme yol açabileceği endişesini artırdı. Güncellenmiş deprem tehlike haritasına göre, tüm Himalaya bölgesi en yüksek risk kategorisi olan 'Bölge VI' olarak tanımlandı. Ülkenin yüzde 60'ından fazlası ise orta ile yüksek deprem riski taşıyan bölgelerde bulunuyor.
8.8 Büyüklüğünde İki Deprem Riski Kapıda
Wion News'ün aktardığına göre, Ekim ayında yayımlanan başka bir çalışma da Himalayaların yakın gelecekte çok büyük iki depremle sarsılabileceği öngörüsünde bulunmuştu. Bu son araştırmayı yürüten KM Sreejith ve ekibi, bölgedeki yatay ve dikey yüzey hareketlerini inceleyerek fayın davranışını, kilitlenme bölgelerini ve biriken enerji miktarını analiz etti. Yaklaşık 800 kilometrelik bir hat üzerinde yapılan bu detaylı incelemeler, bölgede büyüklüğü 8.8'e ulaşabilecek iki ayrı deprem potansiyeli olduğunu ortaya koydu. Ekipte Rishav Mallick, Eric J. Fielding, MCM Jasir, Mark Simons ve Ritesh Agrawal gibi önemli isimler de yer aldı.
700 Yıllık Enerji Birikimi ve Fayın Kilitli Bölümü
"Deprem Tehlikesinin Artışını Ortaya Koyan Jeodezik Bulgular" başlığını taşıyan çalışmada, bölgenin yaklaşık 500 ila 700 yıl arasında enerji biriktirdiği ve olası büyük depremlerin bu birikmiş sıkışmayı aniden serbest bırakacağı vurgulandı. Araştırmacılar, gelişmiş uydu ölçümleri ve yeni modeller sayesinde Himalayalarda iki kıtanın birbirine daha hızlı yaklaştığını ve fayın daha geniş bir bölümünün kilitli kaldığını tespit ettiklerini belirtti. Bu durum, bölgenin deprem tehlikesinin daha önceki değerlendirmelere göre daha yüksek olduğunu gösteriyor. Bilim insanları, geçmişte yapılan araştırmaların yalnızca yatay hareketlere odaklanması nedeniyle, fayın kilitli bölümünün tam konumunun belirlenemediğini ifade etti. Ancak yeni yöntemler, yüzeyin hem yatay hem de dikey hareketlerini ayrıntılı olarak ölçebiliyor.
Bölgenin Sürekli Yükselişi Aktif Olduğunu Gösteriyor
Çalışmada ayrıca, Himalayaların geniş bir bölümünde yer kabuğunun yılda 5 ila 8 milimetre kadar dikey olarak yükseldiği tespit edildi. Bu rakam ilk bakışta küçük görünse de, yüzyıllar boyunca biriktiğinde önemli bir deformasyona yol açıyor. Bu sürekli yükselme hareketi, dağları oluşturan levhaların hala birbirine baskı yaptığının ve bölgenin aktif bir sismik bölge olduğunun en önemli kanıtı olarak gösteriliyor. Bilim insanlarına göre, bu baskı ve birikmiş enerji, dağların altındaki ana fay hattında büyük bir kırılmaya neden olarak çok şiddetli depremleri tetikleyebilir.


