GÜNDEM
Yayınlanma : 14 Ocak 2026 18:36

İran'da 'devrim mi, işgal mi?' sorusu: Sokaktaki tansiyonun perde arkası

İran'da 'devrim mi, işgal mi?' sorusu: Sokaktaki tansiyonun perde arkası
İran'daki olayların ardındaki ekonomik, siyasi ve dış müdahale faktörleri inceleniyor. Ülkenin karmaşık devlet yapısı, ambargoların etkisi ve Şii-Fars kimliği vurgulanıyor.

Hafıza Büyük Resim'in 'Devrim mi, işgal mi?' başlıklı yayınında, İran'daki olaylar ve ülkenin yönetim mekanizması masaya yatırıldı. Yeni Şafak İnternet Yayın Yönetmeni Ersin Çelik'in moderatörlüğünde gerçekleşen yayında, AK Parti Ordu Milletvekili İbrahim Ufuk Kaynak küresel sistemin ambargolar üzerinden yürüttüğü stratejileri değerlendirirken, yazar Muhammed Berdibek İran'ın iç dinamiklerine dair önemli bilgiler paylaştı.

İran'daki Olayların Perde Arkası: Ekonomik Kaygılar ve Dış Müdahale İddiaları

İbrahim Ufuk Kaynak, son yıllarda İran'da yaşanan olayların Batı'nın düşündüğü gibi rejim değişikliği hedefli olmadığını, daha çok ekonomik kaygılar ve dış müdahalenin birleşimi olduğunu savundu. Kaynak, "Son 20 yıldır özellikle Batı'nın, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere sürekli olarak her sene hemen hemen böyle bir olay çıkıyor. İran'ın ekonomik durumu çok kötü. Halk çok zorda. Sokaklara çıkması halkın hakikaten Batı'nın düşündüğü gibi rejim değişikliği olduğunu hiç sanmıyorum. Bu, bundan öncekiler gibi ekonomik kaygılar, başkalarının dış müdahalesiyle olayın birleşmesi sonucunu getiriyor." ifadelerini kullandı. Kaynak ayrıca, tüm olayların Tahran Çarşısı'na bağlandığını ve Amerika Birleşik Devletleri veya Batı'nın sürekli olarak "işte bu sefer bitti" dediğini belirtti. Şah'ın oğlu Rıza Pehlevi'nin de olaylara dahil olmasının durumu farklı bir boyuta taşıdığını ancak İran'ın bölünmesinin kimsenin işine gelmeyeceğini vurguladı.

İran Ekonomisinin Yapısı ve Ambargoların Etkisi

Muhammed Berdibek, İran'daki krizin teknik sebebinin farklı kur sistemleri olduğunu açıkladı. Berdibek, "Normalde İran'da iki farklı kur sistemi var. İthalat ve ihracatta kurlar halka ve Devrim Muhafızları'na veya ilgili bileşenlere ayrı seviyede veriliyor. Bu imtiyaz devlete gidiyor. İran'da klasik manada bir vergilendirme sistemi işlemiyor. Tamamen sistem sübvansiyonlar içinden temel gıdaları destekleme üzerine kurulu ve burada aslında devlet bütün bu sistemden açığa çıkanları kendi ağlarına dağıtıyor. Bu ağların en güçlüleri de Devrim Muhafızları." dedi. Berdibek, 2015'teki nükleer anlaşma sonrası ambargoların esnetildiğini ancak Trump'ın iktidara gelmesiyle tekrar kesildiğini ve bunun devalüasyon sürecini başlattığını belirtti. 2017'den itibaren devam eden krizin, 7 Ekim sonrası İran'ın yıpranmasıyla daha görünür hale geldiğini ekledi.

İran'ın Devlet Yapısı ve Bölgesel Etkileri

Berdibek, İran'ın devlet yapısının karmaşık olduğunu ve siyasal, dini ve sosyal yapının iç içe geçtiğini anlattı. Ülkede iki ordu olması, Devrim Muhafızları ile normal ordunun durumu ve etnik gruplar arasındaki farklılıkların rahatsızlık yarattığını dile getirdi. Kaynak ise, İran'daki olayların bölgesel sonuçlarına dikkat çekerek, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in müdahalesinin durumu daha da karmaşık hale getirdiğini belirtti. İran'ın kendi hava sahasında dahi önlem alamamasının bir güvenlik açığı olduğunu vurgulayan Kaynak, bu durumun İsrail'in işini kolaylaştırdığını ifade etti. Berdibek, İran'ın Şii-Fars kimliğini koruma çabasının, Ermenistan'ı desteklemesi gibi tutarsız görünen politikaların temelinde yattığını açıkladı. Son olarak, devletin öncelik sırasını ekonomiden ziyade kimlik ve ideolojiye vermesinin halkın şikayetlerini ve ayaklanmaları beraberinde getirdiğini belirtti.