28 Aralık 2025'te İran'ı sarsan ekonomik kriz ve para birimindeki sert düşüş, Tahran'ın tarihi çarşısında başlayan protestoların kısa sürede tüm ülkeye yayılmasına neden oldu. Resmi açıklamalar can kaybı olmadığını iddia etse de, insan hakları örgütlerinin raporlarına göre 17 gün süren gösterilerde 600'den fazla kişi hayatını kaybetti ve 10 binden fazla kişi gözaltına alındı.

PROTESTOLAR VE DIŞ MÜDAHALELERİN KESİŞİMİ
Protestoların artan şiddeti ve güvenlik güçlerinin sert müdahalesi üzerine 9 Ocak'ta ülke genelinde internet erişimi tamamen kesildi. Bu kriz anında, ABD Başkanı Trump, İran halkına protestolara devam etme çağrısında bulunarak şu ifadeleri kullandı: "Kurumlarınızı ele geçirin, katillerin ve istismarcıların isimlerini kaydedin. Çok ağır bir bedel ödeyecekler. Protestocuların anlamsızca öldürülmesi durana kadar İranlı yetkililerle yapılan tüm görüşmeleri iptal ettim, yardım yolda."

İRAN DIASPORASI VE ÇATIŞAN KİMLİKLERİN ROLÜ
İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Canan Tercan, İran diasporası içinde öne çıkan ve birbiriyle çatışan üç temel kimliği şu şekilde analiz ediyor: Birincisi, Fars milliyetçiliğini savunan 'İrancılık'; ikincisi, Şiiliği benimsemekle birlikte Ayetullah karşıtı duruş sergileyen 'MEK'; ve üçüncüsü ise rejime ve Ayetullah'a bağlılığıyla bilinen 'Şiilik ve Hamaneycilik'. Dr. Tercan, bu grupların Batı'daki politikalarla yakın bir ilişki içinde olduğuna dikkat çekiyor. 2003'teki ABD'nin Irak işgalinin, bu Şii İran döneminin başlamasında bir katalizör görevi gördüğünü ve İran'ın bölgesel genişlemesinde kilit bir rol oynadığını vurguluyor. Saddam Hüseyin'in devrilmesiyle ortaya çıkan güç boşluğunu İran destekli grupların doldurduğunu ve Hizbullah gibi yapılanmalara yaptığı yatırımlarla bölgedeki etkisini önemli ölçüde artırdığını belirtiyor. Dr. Tercan, 2011'deki Arap Baharı'nı da bir fırsat olarak gören İran'ın, Suriye ve Yemen gibi ülkelerde askeri koridorlar ve vekalet savaşları aracılığıyla etki alanını daha da genişlettiğini ifade ediyor. Ancak bu yayılmacı politikanın, iç maliyetinin ağır olduğunu ve ekonomik krizler ile halk protestolarıyla rejimin meşruiyetinin giderek sarsıldığını ekliyor. Sonuç olarak, İran'ın dışarıda bir imparatorluk kurma çabasıyla içeride halkıyla başa çıkma zorluğu arasında sıkışıp kaldığını dile getiriyor.




