İran'da dini liderlik makamına Mucteba Hamaney seçildi. İran Uzmanlar Meclisi, Hamaney'in seçildiğini resmen ilan etti. ABD-İsrail ittifakının İran'a karşı başlattığı savaşın ilk gününde öldürülen eski lider Ali Hamaney'in oğlu olan Mucteba Hamaney, Şii toplumun önemli ilmi havzalarından Kum'dan yetişti. Zor bir dönemde görevi devralan Hamaney'in seçilmesi, dini liderliğin babadan oğula geçmesi nedeniyle bazı tartışmalara da yol açtı.
DEVRİM MUHAFIZLARI'NDAN KAN DÖKÜLENE KADAR İTAAT SÖZÜ
Hamaney'in seçilmesi İran'daki iç siyasi dengelerde hızlı bir karşılık buldu. 1979'daki devrimin ardından kurulan rejimin en önemli sacayaklarından biri olan Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), Hamaney'e yeni lider olarak biat ettiğini ilan etti. DMO'dan yapılan açıklamada, Hamaney'in seçilmesi 'yeni bir şafak' ve 'İslam devriminin yeni merhalesi' olarak nitelendirildi. Açıklamada ayrıca, 'Kanımızın son damlasına kadar lidere itaat edeceğiz' ifadelerine yer verildi. Ulusal Güvenlik Meclisi Genel Sekreteri Ali Laricani de Hamaney'in liderliğini hemen tanıyan isimlerden biri oldu.
TAHRAN'DA BİN KİŞİLİK BİAT TÖRENİ
Ayetullah Mucteba Hamaney'in yeni dini lider olarak seçilmesi, İran'da halk tabanında da geniş bir yankı uyandırdı. Başkent Tahran'da bulunan 1979'daki devrimin sembol meydanı olan İnkılâb Meydanı'nda binlerce kişi ellerinde İran bayrağı ve Hamaney'in fotoğraflarıyla yeni lidere biatını ilan etti. Bu hızlı ve geniş çevrelerden gelen biatın, ABD-İsrail ittifakının hava bombardımanlarıyla İran'daki rejimi zayıflatma hedefine ulaşmasının zorluğunu gösterdiği yorumları yapıldı.
MONARŞİYE DÖNÜŞ TARTIŞMALARI
Mucteba Hamaney ismi 2000'li yılların başından beri geleceğin 'dini lideri' olarak gündeme gelmişti. Kum'da iyi bir dini eğitim alan oğul Hamaney, Şii fıkıh geleneğinde Müçtehidlik makamına yetecek bir dini bilgiye ulaştı. Hamaney ayrıca, 1980-1989 yılları arasında yaşanan İran-Irak Savaşı'nda da Besicilerin gönüllü üyesi olarak savaşmıştı. Ancak İran'daki devrim kadroları ve ilmi çevreler, bunun eski Şah rejiminde olduğu gibi bir monarşiye dönüş olabileceğini iddia ederek bu seçeneğe tereddütle yaklaşıyordu. Bu çevreler, 1979'daki devrimin lideri Ayetullah Ruhullah Humeyni'nin 'Şah rejimine benzemeyin' şeklindeki uyarılarını da hatırlatıyordu.



