İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Birleşmiş Milletler'e gönderdiği resmi mektupta, İsrail ve ABD'nin İran'daki nükleer tesislere yönelik saldırılarının radyoaktif sızıntı riski oluşturduğunu ve bunun tüm dünyayı etkileyebileceğini belirtti. Mektupta, bu saldırıların uluslararası hukuku ihlal ettiği vurgulanırken, ABD ve İsrail'in yol açtığı zararları tazmin etmesi gerektiği ifade edildi.

NÜKLEER TESİSLER HEDEFTE
İran'ın Natanz, Fordo, İsfahan, Arak ve Buşehr gibi önemli nükleer tesisleri, son dönemdeki saldırıların odağında yer alıyor. Özellikle Natanz uranyum zenginleştirme tesisi, geçen yıl Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı tarafından radyolojik ve kimyasal sızıntı tespit edilen bir bölge olarak dikkat çekiyor. Bu tesislerin hedef alınması, çevre ve insan sağlığı için ciddi tehditler barındırıyor.
TÜRKİYE İÇİN RİSK ANALİZİ
İran'daki nükleer tesisler, Türkiye'ye coğrafi olarak yakın konumda bulunuyor. Örneğin, Natanz ve Arak tesisleri, Türkiye'nin doğu illerine kuş uçuşu yaklaşık 1.500 ila 2.000 kilometre mesafede yer alıyor. Buşehr Nükleer Santrali ise daha uzak olsa da, olası bir radyoaktif sızıntıda hâkim rüzgar yönleri nedeniyle Anadolu'nun doğu ve güneydoğu bölgelerinin etkilenme riski taşıdığı değerlendiriliyor. 1986 Çernobil faciası, radyoaktif bulutların binlerce kilometre ötedeki ülkeleri etkileyebildiğini gösteren bir örnek olarak hatırlatılıyor.


