ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun, İran'ın balistik füze menzilinde 40 bin Amerikan askerinin bulunduğunu hatırlatması, olası bir çatışmanın sadece iki ülke arasında kalmayıp küresel bir felakete dönüşebileceği gerçeğini yeniden gündeme getirdi. Yıllardır süren uluslararası ambargolara rağmen İran, savunma sanayisini özellikle insansız hava araçları (İHA) ve füzeler gibi asimetrik savaş unsurları üzerine yoğunlaştırarak bölgesel dengelerde ciddi bir caydırıcılık oluşturmayı başardı.
İran'ın Askeri Kapasitesi ve Füze Envanteri
İran ordusu, yaklaşık 1 milyonluk (650 bin aktif, 350 bin yedek asker) gücüyle dünyanın en büyük 15 ordusu arasında yer alıyor. Zırhlı birliklerinde 2.000 tank ve 4.300 zırhlı araç bulunuyor; bu araçların teknolojik olarak eski olsa da sayısal üstünlüğü dikkat çekiyor. İran, Orta Doğu'nun en geniş füze envanterine sahip ülkesi konumunda. Özellikle Şehab, Zülfikar ve Hayber Şekan gibi balistik füzeler, 2.500 kilometre menzile ulaşabiliyor. Bu menzil, İsrail'den Doğu Avrupa'ya kadar geniş bir coğrafyayı kapsıyor. Hava kuvvetlerinde F-14 gibi 1970'lerden kalma uçaklar bulunsa da, Şahid serisi kamikaze İHA'lar modern savaş sahasında oyunun kurallarını değiştiren bir unsur olarak öne çıkıyor.
Olası Bir Çatışmanın Küresel Etkileri
Analistlere göre, ABD ile İran arasında yaşanabilecek bir savaş, sadece askeri bir harekat olmanın ötesinde, küresel ekonomiyi sarsacak bir deprem anlamına geliyor. İran, dünya petrol trafiğinin yaklaşık %20'sinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidiyle, küresel enerji fiyatlarının aniden fırlamasına neden olabilir. Ayrıca, İran'ın bölgedeki müttefikleri (Lübnan, Irak, Yemen'deki gruplar) aracılığıyla Amerikan üslerine ve müttefiklerine eş zamanlı saldırılar düzenlemesi de olası senaryolar arasında. Bir ABD savaş gemisinin hedef alınması veya İran'ın nükleer tesislerinin vurulması gibi bir durum ise, çatışmayı geri dönülemez bir noktaya taşıyarak daha büyük bir misilleme sarmalını tetikleyebilir.


