Orta Doğu'daki gerilimin artmasıyla birlikte İran'ın savunma stratejileri ve sahip olduğu askeri kapasite daha fazla dikkat çekiyor. Özellikle ABD ve İsrail'in olası saldırılarına karşı İran'ın geliştirdiği yer altı "füze şehirleri", hem bölge ülkeleri hem de uluslararası kamuoyu için önemli bir gündem maddesi haline gelmiş durumda.

DERİN YER ALTI TESİSLERİ SAVAŞ SİLAHİ
İran, Orta Doğu'nun en büyük füze cephaneliklerinden birine ev sahipliği yapıyor. ABD Merkez Komutanlığı'nın (CENTCOM) 2022 yılı tahminlerine göre ülkenin 3 binden fazla balistik füzesi bulunuyor. Son 10 yılda füze teknolojisindeki isabet sorunlarını büyük ölçüde giderdiği belirtilen İran'ın bu gücü, ABD ve İsrail'i endişelendirmeye devam ediyor. Ülkenin nükleer silahı olmadığı ve kıtalararası balistik füze üretimine yakın olmadığı düşünülse de, onlarca yıldır yer altına inşa edilen dev sığınaklar ve füze üsleri, İran'ın stratejik üstünlüğünü pekiştiriyor.

2025 ŞUBAT AYINDA TÖRENLE TANITILDI
Dağların içine, hatta yerin 500 metre altına inşa edilen bu tesislerin ülke geneline yayıldığı düşünülüyor. Askeri analistlere göre bu tesislerde 2 bin kilometreye kadar menzile sahip Hürremşehr-4, Secil ve Şahab-3 gibi füzeler depolanıyor. Şubat 2025'te İran Devrim Muhafızları Ordusu, ülkenin güney kıyılarında inşa edilen yeni yer altı füze üssünün görüntülerini paylaşmış ve dönemin Devrim Muhafızları Komutanı Tümgeneral Hüseyin Selami, bu üslerin "düşmanların hesaplarını daha doğru yapmalarını sağlamak" amacıyla tanıtıldığını belirtmişti. Törende "Kadir-380" adlı 1000 kilometre menzilli karadan denize füzenin deneme görüntüleri de kamuoyuyla paylaşılmıştı. İran, Haziran 2025'teki saldırılara karşılık olarak yüzlerce füze kullanmış olsa da, uzmanlar ülkenin hala ABD üslerine ve Hürmüz Boğazı'ndaki askeri gemilere saldırmaya devam edebilecek kadar "bol miktarda mühimmata" sahip olduğuna inanıyor. İsrail ve ABD'nin en önemli hedefi ise bu "füze üslerinin imha edilip edilemeyeceği" meselesi. Giriş ve çıkış noktalarına yapılan saldırılarla mobil fırlatma rampalarının hareketliliğini engellemek hedefleniyor. Ancak savaşın ilk haftası boyunca Tahran'ın füze gönderme kapasitesinde anlamlı bir azalma yaşanmadığı gözlemleniyor. Bazı analizler, bu yer altı füze şehirleri hikayesinin gerçekçi bir tehdit unsuru olduğunu ancak abartılı bir versiyonu olabileceğini öne sürüyor. **PEKİ BU ÜSLER NEREDE?** İsrail ve ABD'nin hedef aldığı füze üsleri arasında en büyüğü, İran'ın Luristan eyaletindeki Hürremabad'da bulunuyor. Burası, Şahab-3 dahil olmak üzere karadan karaya ve seyir füzeleri için depolama ve fırlatma merkezi olarak hizmet veriyor. Doğu Azerbaycan eyaletindeki Tebriz tesisi ise ülkenin ikinci büyük füze silo kompleksi olarak biliniyor ve daha uzun menzilli füzelerin depolandığı ifade ediliyor. Başkent Tahran ve çevresi de birçok füze fırlatma üssüne ve komuta merkezine ev sahipliği yapıyor. Kirmanşah'ta bulunan Kenesht ve Bakhtaran topçu üsleri ise ülkenin batı sınırına yakınlığıyla stratejik bir konumda yer alıyor. NTI'a göre ülkenin en büyük füze montaj ve üretim tesisi İsfahan'da bulunsa da, tesisin kesin yeri bilinmiyor. İran, füzeleri yüzeye çıkarmadan da ateşleme yapabilme senaryolarına hazır olsa da, ABD'li yetkililer bu yapıları ilkel olarak nitelendiriyor. İran'ın Buşehr eyaletine bağlı Hurmoc'daki tesiste raylı sistem kullanılıyor. Tüm bu bilgilere rağmen, yer altı üslerinin kapasiteleri, çalışma biçimleri ve saldırıların sonuçları hakkında belirsizlikler sürüyor.


