İran'ın nükleer silah geliştirme kapasitesini kısıtlama hedefi doğrultusunda, ABD Başkanı Donald Trump'a, Tahran'ın yerin 90 metre altındaki yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyum stoklarını ele geçirmeye yönelik iddialı bir komando operasyonu planı sunulduğu ortaya çıktı. Bu gizli plan, kazı ekipmanlarının havadan taşınmasını ve radyoaktif malzemenin çıkarılması için kargo uçaklarının iniş yapabileceği bir pist inşa edilmesini öngörüyor. Washington Post'un konuya yakın iki kaynağa dayandırdığı habere göre, başkanın talebi üzerine hazırlanan bu karmaşık operasyonel riskler içeren plan, geçtiğimiz hafta kendisine sunuldu.

TARİHİ BİR OPERASYON MU?
Bu detaylı plan, Trump yönetiminin nükleer materyalin ele geçirilmesi seçeneğini ciddi olarak değerlendirdiğini gösteriyor. ABD'nin İran'ın nükleer programını sınırlama konusundaki kararlılığı biliniyor. Ancak uzmanlar, böyle bir operasyonun, mevcut savaş koşulları altında daha önce hiç denenmemiş ölçekte ve son derece zorlu olacağını belirtiyor. Operasyonun, kazı ve radyoaktif malzemenin güvenli bir şekilde çıkarılması için yüzlerce, hatta binlerce askerin ve ağır ekipmanın hava yoluyla bölgeye taşınmasını gerektirebileceği ifade ediliyor. Sürecin, İran'ın derinliklerinde ve potansiyel çatışma ortamında haftalarca sürebileceği tahmin ediliyor.

İRAN'IN URANYUM STOKLARI VE OPERASYONUN DETAYLARI
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na göre İran, yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyum stokluyor. Bu stokun önemli bir kısmı, tarihi İsfahan kenti yakınlarındaki yer altı tünellerinde, yerin 90 metre derinliğinde depolanıyor. Planın uygulanması için öncelikle İran savunma sistemlerinin etkisiz hale getirilmesi, ardından ABD'nin 82. Hava İndirme Tümeni ve Ranger birlikleri gibi özel kuvvetlerinin paraşütle indirilerek tesis çevresinde güvenlik çemberi oluşturması gerekecek. Mühendis birliklerinin pist inşa etmesinin ardından ekipman ve malzemeler hava yoluyla taşınacak. Ancak uzmanlar, bu süreçte nakliye uçaklarının düşman ateşine açık olacağını ve operasyonun sürdürülebilmesi için geniş bir destek ağının (mekanik personel, yakıt ikmal ekipleri, nükleer uzmanlar) sahada bulunmasının şart olduğunu vurguluyor. Yer altı tesisine girişin de son derece tehlikeli ve yavaş ilerleyen bir süreç olacağı, komandoların hem kesme ve patlatma ekipmanlarıyla ilerleyeceği hem de radyoaktif riskleri ve tuzakları yönetmek zorunda kalacağı belirtiliyor. Bu operasyonun, geçmişteki birçok yüksek riskli görevi gölgede bırakabilecek, tarihin en büyük ve en karmaşık özel operasyonlarından biri olacağı öngörülüyor.


