İsrail-ABD-İran savaşının devam ettiği bu günlerde, TRT'nin haberine göre ABD ve İsrail’in stratejileri sahada beklenen etkileri yaratamadı. Tahran’ın dini lideri de dahil olmak üzere üst düzey isimlerin hedef alınması ve ülkenin çeşitli bölgelerinin bombalanması istense de İran rejimi hala ayakta kalmayı başardı. İran’ın yanıt verebilme kapasitesi de devam etmekte.

ASKERİ HEDEFLERDEN SİVİL ALTYAPIYA DÖNÜŞEN HEDEF
Her iki tarafın da askeri hedefler yerine sivil altyapıya zarar verme isteği giderek artmakta. ABD Başkanı Trump’ın “Gerekirse İran’ın tüm enerji altyapısını vururuz.” tehdidi, sıcaklığını korurken, Tahran’ın “Eğer böyle bir şey yaşanırsa Körfez ülkelerinin su arıtma tesislerini yok ederiz.” yanıtı dikkat çekiyor. Peki, İran gerçekten de bölge ülkelerinin temiz su tesislerini hedef alırsa sonuçları ne olur? Hangi ülkeler içme suyunu bu tesislerden sağlıyor? Milyonlarca kişiyi etkileyecek bir su krizi ortaya çıkarsa ne gibi sonuçlar doğabilir? Bu soruları, Körfez ülkelerinin içme suyu projeleri üzerinde uzun yıllar çalışmış Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Teoman Ayhan yanıtladı.
KÖRFEZ ÜLKELERİ İÇME SUYUNU NEREDEN SAĞLIYOR?
Körfez ülkeleri içme suyunun büyük bölümünü deniz suyunu arıtarak elde etmektedir. Açık kaynaklara göre, bölge ülkelerinin su ihtiyacının yüzde 70'ten fazlası bu yöntemle karşılanmaktadır. Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt'te birçok arıtma tesisi bulunmaktadır. İster petrol, doğal gaz ya da milyarlarca dolarınız olsun, şehirlerin su ihtiyacını bu tesislerden sağlamak zorundasınız. Eğer İran, Birleşik Arap Emirlikleri’nin temiz su tesislerini hedef alırsa, ülke 72 saat içinde ciddi bir krizle karşılaşabilir. Dubai’deki oteller ve hizmet sektörü düşünülünce, susuzluğun getireceği zorluklar net bir şekilde gözler önüne serilmektedir. Suudi Arabistan için de durum pek iç açıcı değil. Başkent Riyad, diğer bölgelerdeki tesislerden gelen suyla besleniyor. Eğer bir ya da iki tesis devre dışı kalırsa, Riyad’ın en fazla bir hafta dayanabileceği konuşuluyor. Ülkenin diğer bölgelerinde ise 2-5 gün içinde su krizi bekleniyor.
KATAR VE KUVEYT'TE KRİTİK DURUM
Katar’da da benzer bir durum söz konusu. Başkent Doha, 24-48 saat içerisinde dayanabilirken, ilk 72 saatin ardından ciddi su kesintilerinin başlaması bekleniyor. Kuveyt’te ise büyük tesislerden birinin vurulması durumunda, ülke genelinde 1-3 gün içinde büyük kesintiler yaşanabilir ve bu insani krize dönüşebilir. Su tesisleri, askeri üslerden farklı olarak daha düşük yoğunluklu önlemlerle korunmakta. Bu durum, İran ya da başka bir ülke tarafından kolaylıkla hedef alınabileceği anlamına geliyor. Prof. Dr. Teoman Ayhan, bu tesislerin son derece pahalı ve yerine koyması oldukça zor sistemler olduğunu belirtiyor. Denize arıtarak elde edilen su, gelişmiş filtrelerden geçirilerek elde ediliyor ve bu süreç oldukça karmaşık bir işlem gerektiriyor. Ayhan, “Paranız olsa bile o tesisleri hemen kurdurmanız mümkün değil. Su, en büyük politik silahlardan biri. Geçmişte size yardım eden ülkelerin bugün de yanınızda olacağı garanti değil.” diyerek İran’ın su tesislerine yönelik tehdidinin gerçekleşmesi durumunda Orta Doğu için kıyamet senaryosunun başlayabileceğini vurguladı. Su bulunup idare edilebilir ama günlük su ihtiyacının sağlanamaması durumunda kriz derinleşecektir. Bu nedenle su tesisleri, hastaneler ve elektrik santralleri gibi stratejik öneme sahip alanların korunması büyük önem taşımaktadır. Aksi takdirde, milyarlarca dolar harcayarak bu yapıları yeniden kurmak oldukça zor olacaktır.


