DÜNYA
Yayınlanma : 03 Nisan 2026 11:37

İsrail basınından dikkat çekici analiz: Daha az ABD, daha çok Türkiye

İsrail basınından dikkat çekici analiz: Daha az ABD, daha çok Türkiye
İsrail basınında yayımlanan analiz, Körfez ülkelerinin ABD bağımlılığını azaltma çabalarını ve Türkiye’nin bölgedeki artan rolünü ele alıyor.

MİLLİYET.COM.TR / Orta Doğu'da ABD-İsrail ve İran hattındaki savaşın giderek tırmandığı bir dönemde, İsrail basınından Haaretz’de yayımlanan dikkat çekici bir analiz, savaşın gölgesinde şekillenen yeni güç dengelerini ele aldı.

İsrail basınından dikkat çekici analiz: Daha az ABD, daha çok Türkiye 1

Körfez ülkeleri yeni bir güvenlik mimarisi arıyor

Hayfa Üniversitesi'nden Orta Doğu Araştırmaları uzmanı Elad Giladi, analizinde Körfez ülkelerinin ABD’ye olan bağımlılığını azaltacak yeni bir güvenlik yapısı arayışında olduklarını öne sürdü. Giladi, “İsrail ve ABD, İran'la savaşırken ve dikkatler askeri cepheye odaklanmışken, Riyad’da çok daha kritik bir süreç işliyor. Kapalı kapılar ardında yürütülen diplomatik temaslarda Körfez ülkeleri, yalnızca savaşa nasıl karşılık vereceklerini değil, savaş sonrası dönemde güvenlik düzeninin ABD’ye bağımlı olmadan nasıl şekilleneceğini tartışıyor” ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin rolü artıyor

Analizde Türkiye’ye de özel bir parantez açan Giladi, “Ankara’nın rolü yalnızca ‘kilit’ değil, giderek belirleyici bir aktör olarak öne çıkıyor. Körfez ülkeleri açısından Türkiye, yeni dönemin şekillenmesinde aktif rol oynayabilecek güçlü bir konumda. Ankara ile Riyad ve Abu Dabi arasında yıllar süren gerilimin ardından ilişkilerin iyileşmesi ve stratejik boyuta taşınması, Türkiye’nin bölgedeki ağırlığını daha da artırmış durumda” değerlendirmesinde bulundu. Türkiye’nin Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan ile güvenlik iş birliği konusunda önemli adımlar attığına dikkat çeken Giladi, “Suudi Arabistan’da önemli bir zihniyet değişimi var. Bu değişimin temelinde, ABD’ye tek başına güvenmenin yeterli olmadığı düşüncesi yatıyor” dedi.

Savaş sonrası düzen: Daha az ABD, daha çok Türkiye

Giladi, savaş sonrası tabloya ilişkin öngörülerde bulunarak, “Savaştan sonra, daha az ABD, daha çok Türkiye'nin yer aldığı yeni bir bölgesel düzen görebiliriz. Ankara’nın yalnızca mevcut dengelerde değil, savaş sonrası kurulacak yeni güvenlik mimarisinde de merkezi bir rol oynayabilir” ifadesinde bulundu. Suudi perspektifine göre meselenin ABD’nin yerini almak değil, güvenlik kaynaklarını çeşitlendirmek olduğunu öne süren Giladi, Türkiye’nin gelişmiş savunma sanayisi, operasyonel kabiliyeti ve bölgesel diplomasi gücüyle öne çıktığını vurguladı. Pakistan stratejik kabiliyetleriyle, Mısır askeri derinliğiyle, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ise finansal güçleriyle bu yeni yapının parçaları olarak karşımıza çıkıyor. Devam eden savaşın bu dönüşümü hızlandırdığına dikkat çeken Giladi, “Mevcut savaş, yeni bir bölgesel düzenin başlangıcı olabilir. Bu düzende güvenlik sorumluluğu kademeli olarak ABD’den bölgesel aktörlere kayacak ve Türkiye’nin bu süreçteki etkisi daha görünür hale gelecek” yorumunda bulundu.