DÜNYA
Yayınlanma : 23 Ocak 2026 07:41

İsrailli komutandan şaşırtan açıklama: 'Su için savaşmaya gerek yok

İsrailli komutandan şaşırtan açıklama: 'Su için savaşmaya gerek yok
İsrailli komutan Avraham Tamir'in 1988'deki 'Su için savaşmaya gerek yok' sözleri, Orta Doğu'nun su krizine alternatif bir bakış sunuyor. Prof. Dr. Güray Çelik, İsrail'in tuzlu su arıtma teknolojisiyle bu yaklaşımı desteklerken, Türkiye'nin
İsrailli komutandan şaşırtan açıklama: 'Su için savaşmaya gerek yok

Orta Doğu, tarih boyunca su kaynakları için sayısız çatışmaya sahne olmuş bir bölge. Nil, Fırat ve Dicle gibi nehirler, medeniyetlerin beşiği olurken, aynı zamanda gelecekteki savaşların da temel nedeni haline geldi. Bölge, bu nehirler olmadan 'su fakiri' sayılıyor. İsrail'in önemli devlet adamlarından ve komutanlarından Avraham Tamir'in 1988'deki 'Su için neden savaşa girelim?' sözleri ise bu gerçeği sorgulatıyor.

SU SAVAŞLARINA ALTERNATİF: TUZLU SUYU ARITMAK

Avraham Tamir, 'Bir haftalık savaşın maliyetiyle beş tuz arıtma tesisi kurabilirsiniz. Can kaybı yok, iç baskı yok ve düşman topraklarında savunmak zorunda kalmayacağınız güvenilir bir su kaynağı' demişti. Bursa Uludağ Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güray Çelik, bu yaklaşımı İsrail'in bugünkü koşullarıyla değerlendirdi. İsrail, içme suyunun yaklaşık yüzde 80'ini deniz suyunu arıtarak elde ediyor ve atık sularının yüzde 90'ından fazlasını geri kazanıyor. Prof. Dr. Çelik, 'Böyle bir teknik kapasiteye sahip bir ülkenin, suya erişim için savaşmaya gerek olmadığını söylemesi anlaşılırdır' diye açıkladı.

TÜRKİYE SU ZENGİNİ DEĞİL, SU STRESİ YAŞIYOR

Prof. Dr. Güray Çelik, Türkiye'nin su konusundaki durumuna da dikkat çekti. Yaygın kanının aksine, Türkiye 'su zengini' bir ülke değil. Kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı 2000 yılında yaklaşık bin 650 metreküpken, günümüzde bin 300 metreküp seviyelerine geriledi. Bu, uluslararası standartlara göre 'su stresi' yaşandığı anlamına geliyor. Prof. Dr. Çelik, 'Türkiye, sahip olduğu coğrafi konum ve Fırat, Dicle gibi sınır aşan nehirlerin kaynak ülkesi olmasıyla bölgede önemli bir su aktörü olma potansiyeline sahip' dedi.

SU VE ENERJİ İŞ BİRLİĞİNİN ANAHTARI OLABİLİR

Geçmişte 'Barış Suyu' projesi gibi Türkiye'den su taşımayı öngören girişimler, yüksek maliyetler ve siyasi güvensizlik nedeniyle kalıcı olamadı. Prof. Dr. Çelik, suyun doğrudan transferinin her zaman sürdürülebilir bir çözüm olmadığını vurguladı. Bunun yerine, su ve enerjiyi bir araya getiren, ortak fayda üreten projelerin önemine işaret etti. Ayrıca, komşu ülkelerde derinleşen su kıtlığının Türkiye'ye yönelik 'ekolojik göç' baskılarını artırabileceğini belirtti.