Gazze'de İsrail'in saldırıları altında yaşam mücadelesi veren masum bebeklerin ve zorlu kış şartlarıyla mücadele eden Filistin halkının sesi, yeni yılın ilk gününde İstanbul'da yükselecek. Milli İrade Platformu öncülüğünde düzenlenecek olan tarihi yürüyüşle on binlerce kişi, Galata Köprüsü üzerinde insanlık onuru için bir araya gelerek "soykırıma dur" çağrısı yapacak.
GAZZE'DE BEBEKLER DONUYOR, DÜNYA SESSİZ KALIYOR
10 Ekim'den bu yana ateşkes iddialarına rağmen devam eden ihlaller ve insani yardımın engellenmesi, Gazze'de durumu her geçen gün daha da kötüleştiriyor. Hava şartlarının ağırlaşmasıyla birlikte derme çatma çadırların büyük bir kısmı sular altında kalırken, 25 kişinin donarak hayatını kaybettiği bildirildi. Anne ve babalar, bebeklerini soğuktan korumak için çaresizce mücadele ediyor. Anne Esma el-Cebri, üç aylık ikiz bebeklerini hayatta tutabilmek için geceleri uyuyamadığını belirtirken, baba Ramazan el-Cebri ise çocuklarının yaşadığı zorlukları dile getiriyor.
GALATA KÖPRÜSÜ VİCDAN KÜRSÜSÜNE DÖNÜŞECEK
İsrail'in vahşetine ve Gazze'deki bebeklerin yaşadığı dramlara sessiz kalmayan Türkiye, 1 Ocak 2026 Perşembe günü saat 08.30'da Galata Köprüsü'nde "Büyük Filistin Yürüyüşü" ile toplanacak. TÜGVA, sendikalar, futbol kulüpleri ve yaklaşık 400 sivil toplum kuruluşunun destek verdiği bu anlamlı buluşmada, on binlerce kişi işgalciye karşı tek yürek olacak. TÜGVA Başkanı İbrahim Beşinci, Galata Köprüsü'nün bu yürüyüşle bir "vicdan kürsüsüne" dönüşeceğini ifade etti. Yürüyüş öncesinde İstanbul'un simgelerinden Galata Kulesi'ne dev bir Filistin kefiyesi asılarak destek mesajı verildi.
İSRAİL ZİNDANLARINDA SİSTEMATİK İŞKENCE VE TIBBİ İHMAL
Öte yandan Filistinli kurumların raporları, İsrail hapishanelerindeki vahşetin boyutunu da ortaya koyuyor. 2025 yılı boyunca yaklaşık 7 bin Filistinlinin gözaltına alındığı, son bir yılda 32 tutuklunun işkence ve tıbbi ihmal nedeniyle hayatını kaybettiği belirtiliyor. 7 Ekim 2023'ten bu yana hapishanelerde yaşamını yitiren Filistinli sayısı 100'e ulaşırken, İsrail'in hapishaneleri "sistematik işkence merkezlerine" dönüştürdüğü ve tutuklulara karşı "yavaş ölüm politikası" izlediği vurgulanıyor.



