İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, küresel ekonomiyi tehdit eden 'warflation' (savaş kaynaklı enflasyon) riskine dikkat çekerek, Türkiye'nin bu durumdan önemli fırsatlar yakalayabileceğini belirtti.
'WARFLATION' RİSKİ VE TÜRKİYE'NİN FIRSATLARI
Avdagiç, yaptığı yazılı açıklamada, küresel savaşflasyon riskinin dikkate alınması gereken bir etken olduğunu vurgulayarak, Türkiye ekonomisinin iç talep desteğiyle büyümesini sürdürdüğünü ancak dış talebin zayıflaması ve maliyet artışlarının büyümeyi etkileyebileceğini söyledi. Türkiye'nin kendi gücü ve çözümleriyle büyüyebileceğini belirten Avdagiç, enerji bağımlılığını azaltmak, katma değerli üretim ve ihracatla dış kaynak ihtiyacını karşılamak ve yapısal reformlarla enflasyonu kontrol altına almak gibi üç temel öneri sundu. Avrupa'nın tedarik zincirlerini daha yakın ve güvenilir coğrafyalara kaydırma eğiliminin Türkiye'yi doğal bir üretim üssü adayı haline getirdiğini ifade etti.
MERKEZ BANKASI POLİTİKALARI VE REKABET GÜCÜ
Şekib Avdagiç, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) para politikası beklentilerine de değinerek, savaş öncesi faiz indirimi beklentilerinin, artan enflasyon riski ve küresel sıkılaşma koşulları nedeniyle zayıfladığını gözlemlediklerini bildirdi. Piyasa beklentilerinin kısa vadede faiz indirimlerinin ertelenebileceği ve sıkı duruşun korunacağı yönünde şekillendiğini belirten Avdagiç, Merkez Bankası'nın fiyat ve finansal istikrarı korumaya yönelik politikalarının ekonomik istikrarın sigortası olacağını vurguladı. Gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarının zayıfladığını ve dünya ekonomisinin düşük büyüme, yüksek enflasyon patikasına yaklaştığını belirten Avdagiç, savaşın sona erdirilmemesi halinde ham petrol kıtlığının birçok üründe darboğaza yol açabileceğini ve temel zorluğun fiziksel kıtlığa dönüşmeye başladığını dile getirdi. Bu küresel dönüşümün Türkiye için hem riskler hem de fırsatlar barındırdığının altını çizdi.
ENFLASYON VE KUR ARASINDAKİ MAKAS DARALTILMALI
Avdagiç, Türkiye'nin dış ticaret hedefleri için enflasyonla kur arasındaki korelasyonun giderek açıldığına dikkat çekerek, yılın ilk üç ayında kümülatif enflasyonun yüzde 10'a ulaşırken kur artışının yüzde 3 seviyesinde kaldığını belirtti. Son iki yılda ise tüketici ve üretici enflasyonunun ortalamasının yüzde 70'e ulaşmasına karşın kurdaki artışın yüzde 42'de kaldığını ve bu durumun yapısal bir rekabet gücü kaybı riski taşıdığını vurguladı. İhracatın geçen yılın aynı dönemine göre azaldığını, ithalatın ise arttığını hatırlatan Avdagiç, Türkiye'nin rekabetçiliği açısından enflasyonla kur arasındaki korelasyonun paralel gitmesinin, hatta kur lehine bir sürecin devreye girmesinin elzem olduğunu düşündüklerini söyledi. Sürdürülebilir ihracat büyümesi için enflasyonun kalıcı olarak dizginlenmesinin ve Türk lirasının gerçekçi bir seviyede seyretmesinin de katma değerli ürünlere geçişi hızlandırmak adına son derece önemli olduğuna inandıklarını ifade etti.


