Türkiye'de işsizlik oranlarının en yüksek olduğu kategori, yüzde 38.3 ile geniş tanımlı kadın işsizliği olarak kaydediliyor. Kadınların istihdam oranları, evlilik ve çocuk sahibi olma gibi sorumluluklar nedeniyle olumsuz etkileniyor. İş yerlerinde karşılaşılan kötü deneyimlerin yanı sıra, geleneksel cinsiyet rolleri ve kamu ile özel sektörün çocuk bakımı konusunda yeterli imkanlar sunmaması da bu durumu derinleştiriyor.
İSTİHDAMDA DÜŞÜŞ
Kadınların yaklaşık üçte biri, evlendikten sonra işlerini bırakmak zorunda kalıyor. İlk çocuğun doğumu, istihdamda yüzde 7.2 oranında bir düşüşe neden oluyor. Ev işleriyle meşgul bir genç kadının ekonomik olarak aktif hale gelme olasılığı, eğitim düzeyine bağlı olarak değişiyor: ilkokul mezunları için yüzde 7.7, ortaöğretim mezunları için yüzde 14.5, yükseköğretim mezunları için ise yüzde 19.8.
ÇOCUK SAHİBİ OLMAKTA ZORLUKLAR
İstanbul İşgücü Piyasası ve Kadın İstihdamı Raporu'na göre, çocuk sahibi kadınlar ev içinde ve dışında haftada 100 saat çalışıyor. Türkiye'de nüfus artış hızının 1.7 seviyesine düşmesi üzerine 2025 yılı Aile Yılı olarak ilan edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “En az 3 çocuk” ifadesini kullanarak teşviklerde bulunmuştu. Ancak maddi imkansızlıklar, geleceğe duyulan güvensizlik ve çalışma koşullarındaki zorluklar aileleri çocuk sahibi olmaktan uzaklaştırıyor. Bir kadın, akrabasının iş yerinde karşılaştığı ayrımcılığı anlatarak, çocuk sahibi olmanın getirdiği zorlukları gözler önüne seriyor.



