Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanlığı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile Lübnan arasında imzalanan Deniz Yetki Alanları (MEB) anlaşmasına sert bir tepki göstererek, anlaşmanın hükümsüz olduğunu ve kararlı tutumlarının süreceğini duyurdu.
LÜBNAN-GKRY ANLAŞMASI TEPKİ ÇEKTİ
KKTC Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, Lübnan hükümetinin 23 Ekim'de aldığı kararla GKRY ile 2007'de varılan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasını yaklaşık 18 yıl sonra onayladığı belirtildi. GKRY Lideri Nikos Hristodulidis'in Beyrut ziyaretinde 26 Kasım'da imzalanan bu anlaşmanın, Rum tarafının Kıbrıs Türk Halkı'nın Ada ve Doğu Akdeniz'deki eşit hak ve çıkarlarını gasp etme yönündeki tek yanlı girişimlerinin yeni bir unsuru olduğu kaydedildi. Anlaşmanın, Kıbrıs Adası'nda egemen eşit haklara sahip Kıbrıs Türk halkını hiçe saydığı ve bu nedenle bütünüyle hükümsüz olduğu vurgulandı.
'ULUSLARARASI HUKUKA AYKIRI ADIMLAR DEVAM EDİYOR'
Açıklamada, GKRY'nin Kıbrıs Türk tarafının tüm uyarılarına ve bölgedeki gerçeklere rağmen, uluslararası toplumdan aldığı cesaretle Ada'nın tamamını temsil ettiği yanılgısıyla hareket ettiği ve uluslararası hukuka aykırı adımlar atmaya devam ettiği belirtildi. Bu tür siyasi oldubittilerin, Kıbrıs Türk halkının meşru hak ve çıkarlarını ihlal etmekle kalmayıp, Doğu Akdeniz'deki hassas dengeleri temelden sarsma tehlikesi taşıdığına dikkat çekildi.
'HAK VE ÇIKARLARIMIZI KORUMAKTA KARARLIYIZ'
KKTC Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs Türk tarafının Ada ve etrafındaki doğal kaynaklar üzerindeki egemen eşit haklarını korumaktaki kararlı tutumlarının süreceğini bildirdi. Bölgede adil, karşılıklı saygı ve işbirliğini esas alan bir düzenin ancak iki tarafın rızası ve eşit statüde yapılacak anlaşmalarla mümkün olabileceği açıklandı. Bu çerçevede, GKRY'nin Lübnan dahil üçüncü taraflarla yaptığı tüm tek yanlı deniz yetki alanı düzenlemelerinin KKTC açısından yok hükmünde olduğu belirtildi. KKTC'nin, hem kendi kıyı yetki alanlarında hem de Kıbrıs Türk halkının Ada genelindeki ortak haklarını ilgilendiren tüm konularda gerekli adımları atma iradesine sahip olduğu ve doğal kaynaklardaki eşit haklarına yönelik her türlü saldırıya karşı gerekli siyasi, diplomatik ve teknik tedbirleri almaktan kaçınmayacağı ifade edildi. Uluslararası topluma, Rum tarafının gerginliği tırmandıran adımlarına destek vermemesi, ilgili devletlere ise Kıbrıs meselesinin hassasiyetlerini gözeterek iki tarafın rızası olmadan yapılan düzenlemelere taraf olmamaları çağrısı yapıldı. KKTC'nin, Anavatan Türkiye Cumhuriyeti'nin desteğiyle hak ve çıkarlarını korumaya devam ederken, Doğu Akdeniz'de işbirliği ve istikrarın ancak müktesep haklara saygı ve diyalogla mümkün olabileceği inancıyla hareket edeceği vurgulandı.



