Türkiye'de konut arzı, ihtiyacın oldukça gerisinde seyrediyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2025 yılının ocak-mart döneminde sadece 143 bin konut için yapı izni verildi. Yıl genelinde benzer bir seyir izlenirse, yeni konut arzı 600 binin altında kalabilir. Oysa Türkiye'de yıllık ortalama konut ihtiyacı 1,5 milyon olarak hesaplanıyor. Ülkemizin demografik yapısı, hane halkı sayısındaki artış ve kentsel dönüşüm ihtiyacının bu rakamı sabit tuttuğu düşünülüyor. Yıllık yaklaşık 800 bin yeni konuta ihtiyaç duyulurken, yetersiz konut üretimi satılık ve kiralık konut fiyatlarını yükseltiyor.
ARZDAKİ AZALMA VE TALEP
2020 yılında 555 bin olan yapı izni verilen konut sayısı, 2023'te 861 bine kadar çıkmıştı. Ancak 2024'te bu artış eğilimi tersine döndü. Yıl genelinde ruhsat verilen konut sayısı 766 bin ile sınırlı kaldı. 2025'in ilk çeyreğinde ise ciddi bir daralma yaşandı. 2024'ün ilk çeyreğinde yaklaşık 176 bin 616 olan yapı ruhsatı sayısı, 2025'in aynı döneminde yüzde 18,7 azalarak 143 bin 626'ya geriledi. Ayrıca, bu yılın ilk çeyreğinde yapı kullanma (iskan) izin belgesi alan daire sayısı da geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 25,8 düşerek 130 bin 143 oldu. Bu düşüş, konut üretimindeki yavaşlama ve sektörde talep veya maliyet kaynaklı bir daralmaya işaret ediyor. Sektör uzmanlarına göre, arzın düşmesi, mevcut talep karşısında fiyatları yukarı yönlü baskılamaya devam edecek.
YÜKSEK FAİZLER VE FİNANSMAN SORUNU
Konut üretimindeki yavaşlamanın başlıca nedeni, yükselen kredi faizleri ve finansmana erişim zorlukları olarak gösteriliyor. Bankaların aylık yüzde 3'ü aşan konut kredisi faizleri, hem bireysel alıcıların satın alma gücünü azaltıyor hem de müteahhitlerin satış riskini artırıyor. Yüksek faizler, yeni projelerin maliyetini yükseltirken, talepte belirgin bir daralmaya yol açıyor. Firmalar satış riskinden kaçındığı için yeni projelerden uzaklaşıyor. Ayrıca artan inşaat maliyetleri ve arsa sıkıntısı da ruhsat başvurularını azaltıyor. Özellikle orta ve alt gelir grubundaki alıcıların bu durumdan olumsuz etkilendiği, bunun da yeni konut üretimi ve satışlarını düşürdüğü belirtiliyor. Uzmanlar, konut üretimindeki düşüşü durdurmak için yüksek faizlerin çözülmesi, devlet teşvikleriyle inşaat maliyetlerinin kontrol altına alınması ve yerel yönetimlerin arsa üretimini artırması gerektiğini öneriyor. Kentsel dönüşüm projelerinin de arzı artırmada kritik önem taşıdığı vurgulanıyor. Yapı izni verilen daire sayısındaki düşüş Türkiye genelinde hissedilse de, bazı büyükşehirler ve gelişmekte olan bölgelerde daha belirgin. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde konut üretimi yavaşlarken, bazı Anadolu şehirlerinde nispeten daha stabil bir seyir izleniyor.

