Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, kültürün bir milletin yaşam öyküsü, nesilden nesile aktarılan, coğrafyalar arasında yol alan, zenginleşerek gelişen ancak köklerinden kopmayan bir değer olduğunu vurguladı. Bakan Ersoy, tüketim malzemesi olarak görülen kültürün, aslında kimliği tüketen bir anlayış olduğunu belirterek, "Bugün Türk kültüründen söz edilebiliyorsa, bu mirası ilmiyle, eseriyle, fikriyle ve üretimiyle yaşatan insanlar sayesindedir. Bu ödüller, binlerce yıllık Türk kültür ve sanatını ayakta tutanlara duyulan minnet ve vefanın bir ifadesidir." dedi.
Yarım Asırlık Devlet Geleneği: Kültürel Mirasa Sahip Çıkmak
Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri'nin 1979'dan bu yana Türk kültür ve sanatına hizmet eden kişi ve kurumlara verildiğini hatırlatan Ersoy, bu ödüllerin yarım asra yaklaşan geçmişiyle milletin takdirinin ve teşekkürünün somut bir göstergesi olduğunu söyledi. "Yaşayan İnsan Hazineleri – Geleceğe Aktarılan Mirasın Temsilcileri" adı altındaki ödüllerin de aynı iradenin bir sonucu olduğunu belirten Bakan, kültürel mirasın icrası ve yeniden yorumlanması için yüksek bilgi ve beceriye sahip ustalara sahip çıkmanın, geçmişe, köklere ve törelere sahip çıkmak anlamına geldiğini vurguladı. 2008-2024 yılları arasında toplam 92 kişinin "Yaşayan İnsan Hazinesi" ilan edildiğini ve bu yıl listeye 10 yeni ismin daha eklendiğini duyurdu. Bugüne kadar listede yer alan 20 büyüğün vefat ettiğini belirten Ersoy, emanetlerine sahip çıkıldığını ve isimlerinin baki kaldığını bilmenin hüznü hafiflettiğini ifade etti.
Milletin Kimliğine Sahip Çıkma İradesi
Bakan Ersoy, verilen tüm ödüllerin ve düzenlenen organizasyonların ancak Türk kültürüne samimiyetle sahip çıkıldığı sürece anlamlı olduğunu vurgulayarak, son 23 yılda devletin en üst makamında, millî iradeyi temsil eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sarsılmaz bir kararlılık ortaya koyduğunu dile getirdi. Geçmişte millî ve manevi değerlerin küçümsendiği veya inkâr edilmeye çalışıldığı dönemlerin yaşandığını hatırlatan Ersoy, çağdaşlık ve modernizm kisvesi altında kimliğin reddedilmeye çalışıldığı anlayışlarla mücadele edildiğini belirtti. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır." sözünü hatırlatarak, geçmişle bağları koparmaya çalışan yaklaşımlara karşı bugün çok daha güçlü bir irade ortaya konulduğunu söyledi. Bu milletin kendi değerlerinden asla vazgeçmediğini vurgulayan Ersoy, bağlamadan ebruya, çiniden ahşaba uzanan zengin bir kültür dünyasının, ustalar ve sanatkârlar sayesinde bugüne taşındığını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın vizyonu doğrultusunda, bu toprakların ilim ve sanat insanlarına sahip çıkmanın bir devlet geleneği hâline geldiğini belirten Ersoy, "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" anlayışıyla, ilim ve sanat erbabına her zaman özel bir parantez açıldığını vurguladı. Konuşmasının sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan'a desteği için şükranlarını sunan Ersoy, ödül alan tüm ilim, sanat ve kültür insanlarını tebrik etti, vefat eden ustaları rahmetle andı ve organizasyonun hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür etti. Tören kapsamında Türk Dünyası Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Nabi Avcı, Yapı Kredi Yayınları Genel Müdürü Tülay Güngen ve Güray Müze Kurucusu Mustafa Güray Tüysüz'e Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri takdim edildi. "Yaşayan İnsan Hazineleri" ödülleri ise Emel Duman (ipek böcekçiliği ve dokumacılığı), Sevan Bıçakçı (geleneksel kuyumculuk), Osman Kırca (üç telli bağlama icracılığı), Hüseyin Öksüz (hüsn-i hat), Ertuğrul Şengünalp (devdahlık geleneği), Emine Polat (folklorik bebek yapımcılığı), Mehmet Karslı (cilt sanatı), Mustafa Karpuzcu (körükçü çizme ustalığı), Mehmet Bülent Fıstıkçı (sedef kakma sanatı) ve Mehmet Tamdeğer'e (zil yapım ustalığı) verildi. Mehmet Tamdeğer'in ödülünü oğlu Onurhan Tamdeğer teslim aldı.


