ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşi Cilia Flores’in yakalanmasıyla sonuçlanan bir operasyon gerçekleştirdi. Bu operasyon, Venezuela’da hızlı bir rejim değişikliği yaratma potansiyeliyle uluslararası arenada büyük bir dikkat çekti.

OPERASYONUN BAŞARI ŞANSI DÜŞÜK
The Telegraph'ın aktardığına göre, gözlemciler, Venezuela'nın büyük coğrafyası, güçlü ordusu ve rejime bağlı milis güçleri nedeniyle bu tür bir operasyonun başarı şansının düşük olduğunu değerlendiriyordu. Önceki ABD müdahaleleri genellikle uzun süreli çatışmalar ve ağır kayıplarla sonuçlanmıştı. Ancak Maduro’nun hızlı bir şekilde ele geçirilmesi, operasyonun iç destekle gerçekleştirildiği yorumlarını da gündeme getirdi.

RUSYA VE ÇİN'DEN YAKINDAN TAKİP
Rusya ve Çin’in bu gelişmeyi yakından izlediği bildiriliyor. Her iki ülke de Venezuela'nın önemli dış destekçileri olarak öne çıkıyor. Moskova ve Pekin, ABD’nin bu adımını Washington’un küresel değil bölgesel güç projeksiyonuna odaklandığının bir işareti olarak değerlendirebilir. Trump yönetiminin Orta Doğu, Afrika ve İran’a yönelik sınırlı askeri operasyonlar yürüttüğü, bu hamlelerin genellikle kısa süreli ve hedef odaklı olduğu belirtiliyor. Eleştirmenler, bu operasyonların iç kamuoyuna yönelik siyasi mesajlar taşıdığı görüşünde. Aralık ayında yayımlanan ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi belgesinde, "Önce Amerika" yaklaşımı ve etki alanlarına dayalı bir dünya düzeni vurgulanmıştı. Bu çerçevede Venezuela operasyonunun, ABD’nin Batı Yarımküre’deki önceliklerini güçlendirme çabalarının bir parçası olduğu düşünülüyor. Analistler, Venezuela operasyonunun önemli ölçüde iç politik nedenlere dayandığını, Florida’daki Latin Amerikalı seçmenlerin sert bir Venezuela politikasını desteklediğini ifade ediyor. Operasyonun Latin Amerika genelinde endişeyle karşılandığı ve bazı ülkelerde ABD’nin askeri müdahalelere yeniden yönelebileceği kaygısının dile getirildiği bildiriliyor. Ayrıca, Rusya'nın operasyonu


