Merkez Bankası'nın yeni Başekonomisti Murat Taşçı'nın, daha önceki görev yeri olan Cleveland Fed'de yürüttüğü kapsamlı bir araştırma, asgari ücret artışlarının işsizlik üzerindeki etkisine dair önemli bulgular ortaya koydu.
ASGARİ ÜCRET ZAMLARI İŞTEN ÇIKARMALARI TETİKLEMİYOR
Ekonomim'de yer alan habere göre, 2022 yılında gerçekleştirilen araştırmada, asgari ücrete yapılan zamların işten çıkarmalara neden olmadığına dikkat çekildi. Pandemi sonrası normalleşme sürecinde yapılan bu analizde, özellikle düşük ücretli sektörlerde faaliyet gösteren işverenlerin, artan asgari ücretlerden ziyade genel işgücü eksikliği ve yüksek talep nedeniyle boş pozisyonları doldurmakta zorlandığı vurgulandı. Murat Taşçı'nın Didem Tüzemen ve Marianna Kudlyak ile birlikte kaleme aldığı "Asgari Ücret Artışları ve Boş Pozisyonlar" başlıklı çalışma, ücret artışlarının işgücü piyasasındaki dengesizlikleri ne ölçüde giderdiğini inceledi. OECD ülkelerini kapsayan analizde, artan asgari ücretlere rağmen işverenlerin eleman bulma sorununun devam ettiği gözlemlendi. Bu durum, pandemi sonrası hızla değişen işgücü dinamiklerinin, sadece ücret politikalarının ötesinde daha geniş bir soruna işaret ettiğini gösteriyor.
İŞGÜCÜ EKSİKLİĞİ ASIL SORUN OLARAK ÖNE ÇIKIYOR
Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri, asgari ücret artışlarının işten çıkarma eğilimini artırmaması oldu. Ücretler yükselse bile, birçok işveren çalışanlarını elde tutmayı tercih etti. Bunun temel nedenleri arasında yeni eleman bulmanın zorluğu, işgücündeki yetkinlik eksiklikleri ve demografik faktörler gösterildi. Özellikle yaşlanan nüfusun ve sınırlı işgücü arzının olduğu ekonomilerde bu eğilimin daha belirgin olduğu belirtildi. Raporda, asgari ücret artışlarının çalışan gelirlerini önemli ölçüde artırdığı ve düşük gelir grubunun satın alma gücünü desteklediği ifade edilirken, ücret artışlarının tek başına işgücü piyasasındaki dengesizliği çözmek için yeterli olmadığı vurgulandı. Araştırma, işgücü açığının yapısal sorunlarla bağlantılı olduğunu; eğitim, sektörel uyumsuzluklar, çalışma koşulları ve göç politikaları gibi faktörlerin daha belirleyici olduğunu ortaya koydu. Sonuçlar, Türkiye'de de benzer tartışmaların sürdüğü bir dönemde önemli bir perspektif sunuyor.



