Meta'nın Chicago Üniversitesi ile ortaklaşa yürüttüğü 'Proje MYST' adlı gizli araştırması, ebeveynlerin sosyal medya kullanımına yönelik zaman sınırlamaları ve erişim kısıtlamaları gibi denetimlerinin, gençlerin kompulsif sosyal medya kullanımı üzerinde neredeyse hiç etkisi olmadığını ortaya koydu. Araştırma, stresli yaşam olayları yaşayan gençlerin sosyal medya kullanımlarını düzenleme yeteneğinden daha fazla yoksun olduğunu da tespit etti. Bu çarpıcı iddialar, geçen hafta Los Angeles İlçe Yüksek Mahkemesi'nde başlayan sosyal medya bağımlılığı davası sırasında yapılan ifadelerde gün yüzüne çıktı.
MAHKEMEDE ORTAYA ÇIKAN GİZLİ ARAŞTIRMA
Davacı tarafın avukatı Mark Lanier, Meta'nın bu özel zararları bildiği halde kamuoyuna açıklamadığını gösteren kanıtlar bulduğunu iddia ettiği şirket içi araştırmayı mahkemeye sundu. Proje MYST kapsamında 1000 genç ve ebeveyniyle yapılan anket, 'ebeveyn ve hane faktörlerinin, gençlerin bildirdikleri sosyal medya kullanımına dikkat düzeyleriyle çok az ilişkisi olduğu' sonucuna varmıştı. Başka bir deyişle, ebeveynler çocuklarının sosyal medya kullanımını kontrol etmeye çalışsa bile, bu durum çocuğun sosyal medyayı aşırı veya kompulsif kullanıp kullanmayacağını etkilemiyordu. Araştırma, hem ebeveynlerin hem de gençlerin bu konuda hemfikir olduğunu da belirtmişti.
GERÇEK HAYAT TRAVMALARI RİSKİ ARTIRIYOR
Araştırma, alkolik ebeveynlerle yaşamak, okulda zorbalığa uğramak gibi daha fazla olumsuz yaşam deneyimi olan gençlerin, sosyal medya kullanımları üzerinde daha az dikkat kontrolü bildirdiğini buldu. Davacı avukatı, gerçek hayatta travma yaşayan çocukların bağımlılık riskinin daha yüksek olduğunu savundu. Instagram'ın başındaki isim Adam Mosseri, ifadesinde bu bulguyu kısmen doğrulayarak, 'Bunun çeşitli nedenleri olabilir. Sık duyduğum bir neden, insanların Instagram'ı daha zor bir gerçeklikten kaçmak için bir yol olarak kullanmasıdır' dedi. Meta, herhangi bir aşırı kullanımı bağımlılık olarak etiketlememeye özen gösteriyor; bunun yerine şirket, birinin 'kendini iyi hissettiğinden daha fazla zamanı Instagram'da geçirmesini' ifade etmek için 'problematik kullanım' terimini kullanıyor.
SORUMLULUK KİMDE?
Meta'nın avukatları ise araştırmanın, gençlerin sosyal medyayı gerçekten bağımlı olup olmadıklarından ziyade, çok fazla kullandıklarını hissedip hissetmediklerini anlamaya odaklandığını savundu. Ayrıca, davacı Kaley gibi çocukların olumsuz duygusal durumlarının tetikleyicisi olarak daha fazla sorumluluğun ebeveynlerde ve hayatın gerçeklerinde olduğunu, şirketlerin sosyal medya ürünlerinde olmadığını ileri sürdüler. Örneğin, Meta'nın avukatları, Kaley'in boşanmış ebeveynlerin çocuğu olduğuna, istismarcı bir babası bulunduğuna ve okulda zorbalığa maruz kaldığına dikkat çekti. Jürinin, Proje MYST gibi araştırmaların bulgularını ve iki tarafın ifadelerini nasıl yorumlayacağı merakla bekleniyor. Mosseri, MYST'in bulgularının kamuya açıklanmadığını ve araştırma sonucunda gençlere veya ebeveynlere hiçbir uyarı yapılmadığını da not etti.



