Norveç'e bağlı Svalbard Takımadaları'nın en büyük yerleşim yeri olan Longyearbyen, kendine özgü sert Arktik iklimi nedeniyle dünya üzerinde eşi benzeri görülmemiş yasaklarla yönetiliyor. Kuzey Kutbu'na sadece 1.300 kilometre mesafede bulunan bu büyüleyici kasaba, 70 yılı aşkın süredir uygulanan cenaze ve doğum kısıtlamalarıyla dikkat çekiyor.
Defin İşlemleri 70 Yıldır Yasak
Longyearbyen'de 1950 yılından bu yana defin işlemleri gerçekleştirilmiyor. Bu kuralın ardında yatan temel sebep, bölgenin karakteristik özelliği olan donmuş toprak tabakasının (permafrost) cesetlerin doğal yollarla ayrışmasını engellemesidir. 1998 yılında bilim insanlarının, 1918'deki İspanyol gribi salgınında hayatını kaybedenlerin kalıntılarında hâlâ canlı virüs parçaları bulması, yetkilileri olası bir salgın tehlikesine karşı önlem almaya itmiştir. TikTok fenomeni Cecilia Blomdahl'ın da belirttiği gibi, ciddi şekilde hastalanan kişiler, adanın dışında ölebilecekleri Norveç anakarasına naklediliyor.
Doğumlar İçin de Anakara Zorunluluğu
Benzer şekilde, Longyearbyen'de doğumlar için de özel kısıtlamalar bulunuyor. Kasabada yeterli donanıma sahip bir hastane veya doğumhanenin olmaması nedeniyle, hamile kadınların beklenen doğumlarından yaklaşık üç hafta önce adayı terk ederek Norveç anakarasında doğum yapmaları gerekiyor. Ancak, acil durumlar bu kuralın istisnası olarak kabul ediliyor ve adada dünyaya gelen bebekler, yöre halkı tarafından sevgiyle 'Svalbard bebekleri' olarak adlandırılıyor. Sert Arktik koşullara ve Norveç anakarasından izole bir konuma rağmen Longyearbyen, bu eşsiz ve tuhaf yapısıyla dünyanın dört bir yanından turist çekmeye devam ediyor. Ziyaretçiler, kutup ayılarını gözlemleme, köpekli kızak gezilerine katılma veya yaz aylarında yaşanan gece yarısı güneşini deneyimleme fırsatı buluyor. Kasabaya ulaşım, Oslo'dan direkt uçuşlarla nispeten kolay bir şekilde sağlanıyor.



