18. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun merkezi otoritesinin zayıfladığı Necd bölgesinde ortaya çıkan Vehhabilik, başlangıçta dini bir hareket olarak görülse de Suud ailesiyle kurduğu ittifakla siyasi bir güce dönüştü. Bu ittifak, hareketin Osmanlı hâkimiyetindeki Hicaz'ı ele geçirmek için başlattığı isyanın temelini oluşturdu. Vehhabilerin kabirleri, türbeleri ve hatta hac kafilelerini hedef alan aykırı din yorumu, payitahttaki Saray ve halk nezdinde derin bir endişe yarattı.
HAREMEYN'İN İŞGALİ VE OSMANLI'NIN İTİBAR KAYBI
Vehhabi orduları, 1802'de Kerbela'ya düzenledikleri baskınla Hz. Hüseyin'in türbesini tahrip edip binlerce kişiyi öldürdü. Bu kanlı saldırı, Osmanlı'da büyük bir infiale yol açtı. Ardından 1803'te Taif'i yağmalayıp kitapları yakan Vehhabiler, Mekke'yi ele geçirerek Osmanlı padişahının adını hutbelerden çıkardı. 1805'te Medine'nin işgaliyle Hz. Peygamber'in kabrindeki kıymetli eşyalar yağmalandı ve 1806'da Mekke yeniden Suudilerin kontrolüne geçti. Haccın engellenmesi ve halifenin adının hutbelerden silinmesi, imparatorluğun meşruiyetine ağır bir darbe vurdu.
KAVALALI MEHMET ALİ PAŞA'NIN ZORLU SEFERİ
Osmanlı Devleti, dış tehditler ve iç sorunlarla uğraştığı için Hicaz'a doğrudan müdahale edemeyince, bu görev Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'ya verildi. Mehmet Ali Paşa, oğlu Tosun Ahmed Paşa komutasındaki modern ordusuyla 1811'de sefere başladı. İlk başta bedevilerin gerilla taktikleri karşısında Safra geçidinde yenilgi alan Tosun Paşa, takviye birlikler ve diplomatik girişimlerle bazı Bedevi kabilelerini kendi tarafına çekmeyi başardı. Kasım 1812'de Medine'yi kuşatarak geri aldı ve Mescid-i Nebevi'nin anahtarları İstanbul'a gönderildi.
DİR'İYE'NİN DÜŞÜŞÜ VE İSYANIN SONU
Tosun Paşa, Ocak 1813'te Cidde ve Mekke'yi de Vehhabilerden geri alarak Kâbe anahtarlarını İstanbul'a ulaştırdı. Ancak Vehhabi tehlikesi tamamen ortadan kalkmamıştı. Tosun Paşa'nın ani vefatı üzerine Mehmet Ali Paşa, diğer oğlu İbrahim Paşa'yı başkomutan olarak atadı. İbrahim Paşa, 1817'de Necid'in içlerine ilerleyerek stratejik kaleleri ele geçirdi ve 1818'de Dir'iye'yi kuşattı. Beş aylık kuşatma sonucunda Abdullah b. Suud teslim oldu. Abdullah b. Suud, İstanbul'a getirilip sorgulandıktan sonra 17 Aralık 1818'de Babıali önünde idam edildi. Böylece 1744'te başlayan ve Osmanlı'yı yetmiş yıl meşgul eden birinci Vehhabi isyanı resmen sona erdirildi.


