On üçüncü yüzyıl Anadolu'sunda kurulan Osmanlı Devleti, İbnü'l-Arabi, Sadreddin Konevi, Mevlâna ve Yunus Emre gibi büyük sûfilerin şekillendirdiği zengin bir İslam kültürünü miras almıştı. Bugün 'Anadolu Müslümanlığı' olarak adlandırılan dini anlayış, bu sufi temel üzerinde şekillenmiş ve tekke kültürü aracılığıyla yüzyıllar boyunca aktarılmıştı. On yedinci yüzyıl İstanbul'unda bu geleneğin uzantısı sayılabilecek Sivasîlere, selefi bir yaklaşımla güçlü bir itiraz yükseldi: Kadızadeliler. Bu çatışma, Osmanlı'nın dini, kültürel ve toplumsal hayatına dair önemli ipuçları taşıyan ilginç bir hikaye bıraktı.
KADIZADELİLERİN YÜKSELİŞİ VE ÇATIŞMA KONULARI
Kadızadeliler, sema ve devranı bidat ve haram sayarak tasavvuf çevrelerine karşı çıktı. Tütün ve kahvenin haram olup olmadığı, Hz. Hızır'ın hayatta bulunup bulunmadığı, Hz. Peygamber'in anne ve babasının iman durumu gibi meseleler de tartışmaların alevlendiği konular arasındaydı. Mübarek gecelerde cemaatle nafile namaz kılmak, ezanın makamla okunması ve kabir ziyaretleri gibi dini pratikler de Kadızadeliler tarafından bidat olarak ilan edildi. Hareketin ikinci kuşak lideri Üstüvânî Mehmed Efendi döneminde, dervişlere karşı saldırgan bir tavır benimsendi ve 1650'de Demirkapı'daki Halvetî tekkesine baskın düzenlenerek devran eden dervişler dövüldü.
SARAYIN DENGE POLİTİKASI VE HAREKETİN SONU
Saray, başlangıçta bir denge siyaseti izleyerek çekişmeyi yönetmeye çalıştı. IV. Murad tasavvufa yakınlık duyarken, Kadızadeliler toplumsal bozulmayı durdurmak için ileri sürdükleri ıslah reçetesiyle devlet adamlarının ilgisini çekti. IV. Mehmed'in çocuk yaşta tahta çıkmasıyla oluşan iktidar boşluğu, Kadızadelilerin sarayda nüfuz kazanmasına yol açtı. Ancak hareketin radikalleşmesi, Köprülü Mehmed Paşa'nın 1656'da sadarete gelmesiyle sert bir müdahaleyi gerektirdi. Üstüvânî Kıbrıs'a sürgüne gönderildi. Vâni Mehmed Efendi sayesinde hareket yeniden ivme kazandı ve 1666'da sema ile devran, 1667'de kabir ziyaretleri yasaklandı. 1683'teki II. Viyana Kuşatması'nın yenilgiyle sonuçlanması, Vâni'nin sürgüne gönderilmesine ve hareketin etkisini yitirmesine neden oldu.


