SAĞLIK
Yayınlanma : 23 Ağustos 2025 14:26

Parazitin sinsi yöntemi: Yeni nesil ağrı kesicilere ilham veriyor

Parazitin sinsi yöntemi: Yeni nesil ağrı kesicilere ilham veriyor
Schistosoma mansoni adlı parazit, insan vücuduna acı hissi vermeden girme yöntemiyle bilim insanlarını yeni nesil ağrı kesiciler geliştirmeye yönlendiriyor.

Acı hissettirmeden insan vücuduna sızmayı başaran bir parazit, geliştirdiği yöntemle yeni nesil ağrı kesicilere ilham veriyor. Su yoluyla bulaşan parazitik bir kurtçuk olan Schistosoma mansoni, insan vücuduna gizlice girmekte oldukça başarılı. Larvaları cilt yoluyla vücuda sızıyor; ancak bu sırada ne acı ne de kaşıntı hissediliyor. Sonuç ise milyonlarca insanı etkileyen kronik bir hastalık: şistozomiyazis.

PARAZİTİN SİNSİ YÖNTEMİ

Bilim insanları, bu sinsiliğin ardındaki sırrı çözdü. Araştırmaya göre, parazit, konakçının derisindeki belirli sinir hücrelerini baskılayan moleküller salgılıyor. Bu sinirler, TRPV1+ nöronları olarak biliniyor ve normalde ısı, yanma ya da kaşıntı gibi uyarılarla beyni tehlikeye karşı harekete geçiriyor. Aynı zamanda bağışıklık tepkisini de tetikleyerek istilayı engellemeye çalışıyor.

AĞRI KESİCİ GELİŞTİRME UMUDUNA YOL AÇABİLİR

ABD’deki Tulane Tıp Fakültesi’nden immünolog De’Broski Herbert, bu keşfin yeni nesil ağrı kesicilerin önünü açabileceğini belirtiyor. Herbert, 'Sinir hücrelerinin aktivasyonunu engelleyen moleküllerini tanımlayabilirsek, mevcut opioid bazlı tedavilere alternatif bir yöntem geliştirebiliriz.' dedi. Araştırmacılar, fareleri enfekte ederek ve kontrol gruplarıyla karşılaştırarak deneyler yaptı. Enfekte olanların sinir hücrelerinde bağışıklık tepkisinin belirgin şekilde azaldığı görüldü. Bu da parazitin sinirleri baskılayarak vücuda girişini kolaylaştırdığını kanıtlıyor. Bilim insanları, söz konusu moleküllerin iki farklı amaçla değerlendirilebileceğini düşünüyor: Kirli sularla temas eden kişiler için şistozomiyazise karşı koruyucu tedavi geliştirmek ve kronik sinir ağrılarını hafifletecek yeni ilaçların önünü açmak. Ancak bağışıklık baskılayıcı etkiler nedeniyle daha fazla araştırma gerektiği vurgulanıyor.