Birleşmiş Milletler'in 80'inci Genel Kurulu'nda tüm dünyaya seslenen İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın sözleri, salondaki diplomatların yüzündeki ifadeleri değiştirdi. Haziran ayında yaşanan o acı saldırıların izleri henüz tazeyken, Pezeşkiyan'ın kelimeleri adeta bir yaranın üzerine dokunan bir el gibiydi.
HAZİRAN'IN KARA BULUTLARI
'Hepiniz, geçtiğimiz haziran ayında ülkemizin uluslararası hukukun en temel ilkelerine açıkça aykırı bir şekilde vahşi bir saldırıya maruz kaldığını gördünüz' diyen Pezeşkiyan'ın sesi titriyordu adeta. Siyonist rejim ve ABD'nin İran'ın şehirlerine, evlerine ve altyapısına yönelik hava saldırılarını anlatırken, salondaki her diplomat kendi ülkesinin sınırlarını düşünüyordu. Bu saldırılar sadece binaları değil, insanların güven duygusunu da yerle bir etmişti.
BARIŞ UMUTLARINA DARBE
Pezeşkiyan'ın 'İsrail'in suçlu başbakanı' olarak nitelendirdiği Binyamin Netanyahu'ya yönelik sözleri, diplomatik koridorlarda yankılanırken, asıl vurgu barış umutlarına vurulan darbedeydi. 'Bu küstah saldırı eylemi, uluslararası güvene ve bölgedeki barış umutlarına da ağır bir darbe vurdu' cümlesi, sadece bir devlet başkanının açıklaması değil, bir halkın haykırışıydı.
FETVALARIN GÖLGESİNDE BİR SÖZ
En çarpıcı an ise Pezeşkiyan'ın nükleer silah konusundaki kesin tavrını açıkladığı andı. İran lideri Ali Hamaney ve dini otoriteler tarafından yayınlanan fetvalara atıfta bulunarak, 'Burada bir kez daha beyan ederim ki İran hiçbir zaman nükleer bomba yapmaya çalışmamıştır ve çalışmayacaktır' sözleri, BM salonunda adeta bir yemin gibi çınladı. Bu, sadece bir politikacının sözü değil, bir milletin inancının ta kendisiydi.



