Salıcı, siyasetin ütopyaları arzularken sahadaki somut gerçeklik üzerinden yapılması gerektiğini vurguladı. Uluslararası siyaset tarafından tanınan Şam yönetiminin, mevcut geçiş sürecinde diyalog ve temasın yürütüldüğü ana muhatap olduğunu belirtti. Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunmasının Türkiye'nin güvenliği açısından hayati önem taşıdığını ifade etti.
KÜRT MESELESİNDE GEÇ KALINDI
Salıcı, Kürt yurttaşların bir gözüyle Halep'te yaşananları izlediğini bildiğini söyledi. Türkiye'nin Kürt meselesinin çözümü doğrultusunda yıllar içinde önemli mesafeler aldığını, ancak bu sorunun 1990'lı yıllarda çözülmesi gerektiğini açıkladı. Keşke o dönemdeki girişimlerden kalıcı sonuçlar alınabilseydi diyerek pişmanlığını dile getirdi. Aradan geçen sürede mesele bölgesel bir hal aldı ve üç ülkenin Kürt meselesi, Türkiye'nin güvenlik politikalarıyla iç içe geçti.
DİPLOMASİ TEK MEŞRU YOL
Salıcı, Suriye'deki farklılıkların ortak bir düzene kavuşmasının tek meşru yolunun diplomasi olduğunu ve endişelerin masada konuşularak aşılması gerektiğini vurguladı. Allah korusun, Suriye'de yeni bir iç savaşın bedelini yine halkın ödeyeceğini, kahrı milletin çekeceğini belirtti. Nefrete, fırsatçılığa ve şiddet sarmalına davetiye çıkaran her çağrıyı reddetmek ve bizi kışkırtmak isteyen emperyalistlerin oyununu bozmak zorunda olduğumuzu söyledi. Çünkü biz aynı coğrafyanın çocuklarıyız diyerek ortak kaderimize dikkat çekti.



