İran'da başlayan çatışmalar, küresel enerji piyasasını adeta felç etti. Yaklaşık 50 günlük süreçte, üretilemeyen ham petrolün değeri 50 milyar doları aşarak modern tarihin en büyük enerji arz kesintilerinden birine imza attı. Bu durum, dünya ekonomisi için devasa bir fatura anlamına geliyor.
500 MİLYON VARİL PİYASADAN ÇEKİLDİ
Reuters'ın hesaplamalarına göre, bu 50 günlük süreçte küresel piyasadan yaklaşık 500 milyon varil petrol çekildi. Bu kayıp, basit rakamlarla ifade etmek gerekirse, küresel havacılık talebinin 10 hafta boyunca durması, dünya genelindeki tüm kara ulaşımının 11 gün kesilmesi veya küresel ekonominin 5 gün boyunca petrole erişememesi anlamına geliyor. Daha da çarpıcı bir karşılaştırma yapmak gerekirse, bu miktar ABD'nin yaklaşık bir aylık petrol talebine veya Avrupa'nın bir aydan fazla tüketimine denk düşüyor.
KÖRFEZ'DEKİ ÜRETİM SERT DARBE ALDI VE EKONOMİLER SARSILDI
Mart ayında Körfez ülkelerinde günlük yaklaşık 8 milyon varillik üretim kaybı yaşanması, dünyanın en büyük petrol şirketlerinden bazılarının toplam üretimini bile geride bırakan bir darbe vurdu. Jet yakıtı ihracatındaki düşüş de dikkat çekici. Şubat ayında milyonlarca varil olan ihracat, Mart ve Nisan aylarında sadece birkaç milyon varile indi. Bu durum, New York ve Londra arasındaki binlerce uçuşun yapılamamasıyla eşdeğer bir yakıt açığına işaret ediyor. Toplamda ortaya çıkan 50 milyar dolarlık gelir kaybı ise, Almanya gibi büyük bir ülkenin yıllık GSYH'sinin yaklaşık %1'ine denk gelirken, bazı küçük ülkelerin tüm ekonomik büyüklüğünü gölgede bırakıyor.
TOPARLANMA YILLAR SÜREBİLİR: ALTYAPI HASARI BÜYÜK
Hürmüz Boğazı'nın açık olduğuna dair açıklamalar yapılsa da, üretim ve sevkiyatın normale dönmesi uzun bir zaman alacak gibi görünüyor. Nisan ayında küresel petrol stokları yaklaşık 45 milyon varil azalırken, Mart sonundan bu yana günlük üretim kesintileri 12 milyon varile ulaştı. Irak ve Kuveyt'teki ağır petrol sahalarının toparlanması 4-5 ay sürebilirken, rafineri altyapısındaki hasar ve tesislerdeki zarar nedeniyle bölgedeki enerji altyapısının tam anlamıyla eski haline dönmesinin yıllar sürebileceği öngörülüyor. Bu durum, küresel enerji güvenliği açısından ciddi endişeler doğuruyor.



