Financial Times'ın (FT) ortaya çıkardığına göre, Trump yönetiminin yerli tedarik zincirini güçlendirme adı altında yaptığı devasa 1,6 milyar dolarlık finansman paketi, Oklahoma merkezli USA Rare Earth şirketine aktarıldı. Bu hamle, ABD'nin madencilik sektörüne yönelik riskli ve agresif politikalarının bir göstergesi olarak görülürken, şirketin üretim kapasitesi yerine yönetimle olan yakın bağları nedeniyle ciddi eleştirilere maruz kalıyor.
ŞÜPHELİ YATIRIM VE FİZİBİLİTE EKSİKLİĞİ
Sektör uzmanları, henüz yolun başında olan USA Rare Earth gibi şirketlerin ABD'nin acil tedarik zinciri krizine çözüm olamayacağı konusunda hemfikir. Round Top madenindeki düşük mineral konsantrasyonu, üretimin pahalı ve teknik olarak zorlu olacağını gösteriyor. Ayrıca, 2019'da kurulan şirketin, bir madenin ekonomik olarak işletilebilirliğini kanıtlayan temel belge olan "kesin fizibilite çalışmasını" hala tamamlamamış olması, bu yatırımın adeta bir "kumar" olarak görülmesine neden oluyor.
ETİK SORULAR VE BEYAZ SARAY'IN SAVUNMASI
Yatırımın etik boyutu da Kongre'deki Demokratlar tarafından sorgulanıyor. Ticaret Bakanı Howard Lutnick'in eski yatırım bankası Cantor Fitzgerald'ın, USA Rare Earth'ün halka arz ve fonlama süreçlerindeki rolü, "kamu kaynaklarının kişisel çevreleri zenginleştirmek için kullanıldığı" iddialarını güçlendiriyor. Senatör Elizabeth Warren liderliğindeki bir grup, bu durumu "ciddi endişe verici" olarak nitelendirdi. Buna karşılık Beyaz Saray, Çin karşısında "aşırı temkinli" olma lükslerinin bulunmadığını savunuyor ve yönetimin bir "risk sermayesi" mantığıyla hareket ettiğini, birkaç başarılı yatırımın stratejik kazanım sayılacağını belirtiyor. Ancak Çinli şirketlerin devlet destekli olduğu bir ortamda bu "deneme-yanılma" yönteminin maliyeti belirsizliğini koruyor. FT, Batı'daki nadir toprak projelerinin Çin'in fiyat manipülasyonları karşısında zorlandığını ve hükümet desteği kesildiğinde bu tür "siyasi destekli" girişimlerin serbest piyasada ne kadar ayakta kalacağının meçhul olduğunu vurguluyor.



