GÜNDEM
Yayınlanma : 24 Temmuz 2026 23:23

Trump'ın Erdoğan'a hayranlığı: Kongreyi karşısına alacak kadar derin bir ilişki mi?

Trump'ın Erdoğan'a hayranlığı: Kongreyi karşısına alacak kadar derin bir ilişki mi?
İngiliz basını, Trump'ın Erdoğan ile ilişkisini analiz ederek, bu yakınlığın Türkiye'nin bölgesel rolü ve Trump'ın 'güçlü lider' algısından kaynaklandığını belirtiyor. İlişkinin pazarlığa dayalı olduğu ancak stratejik önem taşıdığı vurgulan

ABD Başkanı Donald Trump ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki yakın temas, sadece iki ülkenin değil, uluslararası kamuoyunun da yakından takip ettiği bir konu haline geldi. Özellikle Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi, bu iki lider arasındaki diyaloğun ve karşılıklı olumlu mesajların en çok konuşulduğu platformlardan biriydi. Zirvede F-35 süreci, savunma sanayii iş birliği ve askeri ilişkiler gibi kritik başlıklar ele alınırken, liderlerin samimi görüntüleri dikkat çekti.

ERDOĞAN-TRUMP İLİŞKİSİNİN KÖKLERİ VE EVRİMİ

Trump'ın Erdoğan'ı "dostu" olarak nitelemesi, ilk başkanlık dönemine dayansa da bu süreçte Pastör Andrew Brunson krizi, S-400 yaptırımları ve F-35 programından Türkiye'nin çıkarılması gibi gerilimler yaşandı. Ancak Trump'ın ikinci başkanlık döneminde, özellikle liderler diplomasisi sayesinde savunma sanayii yaptırımlarının aşılması yönünde adımlar atıldığı gözlemleniyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamalar da bu "harika ilişkiyi" vurguluyor.

BÖLGESEL ROLLER VE GÜÇ ALGISI

ABD'nin eski Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey'e göre, Trump'ın Erdoğan'a duyduğu güvenin temelinde Türkiye'nin bölgesel konulardaki rolü yatıyor. Jeffrey, Türkiye'nin Kafkasya, Kuzeydoğu Suriye ve Gazze gibi konularda attığı adımları takdirle karşılıyor. Ayrıca, Türkiye'nin Ukrayna'ya destek verirken Rusya ile de ilişki kurma isteğinin, Trump'ın Batılı liderlere kıyasla Erdoğan'ı "güçlü ve kararlı" görmesini sağladığı belirtiliyor. Ayça Alemdaroğlu gibi analistler ise bu ilişkinin "derin bir uyumdan çok, gerilimli ama pazarlığa açık, dosya bazlı bir al-ver mantığı üzerine kurulu" olduğunu ifade ediyor. Torrey Taussig de Trump'ın dış politikayı uzun vadeli stratejik hedefler yerine anlaşma odaklı bir yapıya dayandırdığını ve Erdoğan ile ilişkisini de bu kategoriye koyduğunu belirtiyor. Ancak Jeffrey, bu ilişkinin "salt işlemsel değil, stratejik bir ilişki" olduğunu savunuyor ve her iki liderin de bu ilişkiyi sürdürmek adına "bedel ödemeye" ve politikalarını değiştirmeye istekli olduğunu, hatta Trump'ın silah satışları konusunda Kongre'yi karşısına almayı göze aldığını örnek gösteriyor.