ABD Başkanı Donald Trump'ın Venezuela, Kolombiya, Küba ve Grönland gibi ülkelere yönelik attığı adımlar, uluslararası ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcını işaret ediyor. Trump'ın, Latin Amerika'yı ABD'nin etki alanı olarak gören Monroe Doktrini'nin modern versiyonunu uygulama isteği, küresel dengelerde önemli değişiklikler yaratabilir.

MONROE 2.0 VE YAKIN ÇEVRE HEGEMONYASI
Analizlere göre, Trump'ın bu ülkeleri hedef almasının altında yatan sebep, ABD'nin yakın çevresindeki etkisini artırma isteğidir. Uzmanlar, bu bölgelerin ABD'nin stratejik açıdan kritik geçiş noktaları ve jeopolitik merkezler olduğunu belirtiyor. Doç. Dr. Merve Suna Özel Özcan, 'Trump döneminde şekillenen yeni bir ‘yakın çevre imparatorluk kuşağı’ ortaya çıkıyor.' şeklinde ifade ediyor. Dr. Ufuk Necat Taşçı ise bu durumu, 'Adeta bir Monroe 2.0 süreci yaşıyoruz. ABD, 'Batı yarım küre benimdir, kapımın önünü temizleyeyim' diyor.' diyerek özetliyor.

ÇİN VE RUSYA TEHDİDİNE KARŞI STRATEJİK ADIMLAR
Trump'ın bu yeni hamlelerinin arka planında, ABD'nin küresel üstünlüğünü tehdit eden Çin ve Rusya gibi ülkelerle olan rekabetin etkisi bulunuyor. Dr. Taşçı, Trump'ın kaygısının, kendi hegemonyasını yitirme korkusu olduğunu belirtiyor. Doç. Dr. Özcan, ABD'nin 19. yüzyılda Avrupa devletlerini dışladığı gibi, günümüzde de İran, Rusya ve Çin ekseninde gelişen tehdit algısıyla Batı Yarımküre'yi kendi hegemonik düzenine yönelik bir varoluşsal tehdit olarak gördüğünü vurguluyor. Grönland ve Arktik bölgesinin de bu stratejik rekabetin en önemli noktalarından biri olduğu ifade ediliyor.




