Bir madencilik şirketinin yürüttüğü titiz arama ve sondaj çalışmaları, son yılların en çarpıcı maden keşiflerinden birini ortaya çıkardı. Yerin derinliklerinde saklı olan bu hazine, adeta yerin altından bir servet çıkardı.
9 MİLYON ONS ALTIN VARLIĞI TESPİT EDİLDİ
Şirketin borsaya sunduğu resmi bilgilere göre, yapılan kapsamlı sondajlar sonucunda toplamda 9 milyon onstan fazla altın varlığı belirlendi. Yıllık maliyetler ve güncel fiyat varsayımları dikkate alınarak yapılan değerlendirmeler neticesinde, kayıtlara net 7.8 milyon ons altın rezervi geçti. Bu güncellenen kaynak tahminlerinin, bağımsız uzmanlar tarafından titizlikle hazırlandığı da belirtildi.
TOPLAM DEĞERİ YAKLAŞIK 35 MİLYAR DOLAR
Ons altının fiyatının 4 bin 600 dolar seviyesini aşmasıyla birlikte, keşfedilen bu muazzam rezervin toplam piyasa değeri yaklaşık 35 milyar dolara ulaştı. Hedefli sondajların gerçekleştirildiği dört ana sahada dikkat çekici artışlar kaydedildi. Mansourah ve Masarah madenlerinde yıllık bazda net 3 milyon ons ek rezerv tespit edilirken, Uruq 20/21 ve Umm Salam sahaları 1.67 milyon ons katkı sağladı. Wadi Al Jaww bölgesinde ise ilk kez yapılan tahminlerle 3.08 milyon ons altın varlığı gün yüzüne çıktı.
ALTIN DIŞINDA BAŞKA DEĞERLİ METALLER DE BULUNDU
221 kilometreyi bulan ileri düzey sondaj faaliyetleri, bölgenin merkezindeki altın kuşağında daha önce haritalanmamış yeni mineralleşmiş alanları da açığa çıkardı. Mahd altın madeninde yapılan ilave çalışmalar, potansiyel kaynak alanının genişlediğini gösterdi. Ar Rjum North sahasında ise yeni bir altın oluşumu tespit edilmesi heyecan yarattı. Keşif sadece altınla sınırlı kalmadı; erken aşama arama çalışmalarında bakır, nikel ve platin gibi stratejik metallerin varlığına işaret eden bulgular da elde edildi. Jabal Shayban ve Jabal Al Wakil bölgelerinde yapılan ilk sondajlar, yer altındaki zenginliğin çok daha geniş bir tabloyu işaret ettiğini ortaya koydu. Bu bulgular, çalışmayı yürüten Suudi Arabistan Madencilik Şirketi (Maaden) tarafından kamuoyuyla paylaşılırken, uzmanlar bu keşfin küresel emtia dengeleri açısından da uzun vadeli etkiler yaratabileceğini vurguluyor.



