EKONOMİ
Yayınlanma : 27 Ocak 2026 11:58

AB ve Hindistan tarihî anlaşmayla küresel ticarette dengeleri değiştiriyor: Türkiye için risk ve fırsatlar neler?

AB ve Hindistan tarihî anlaşmayla küresel ticarette dengeleri değiştiriyor: Türkiye için risk ve fırsatlar neler?
AB ve Hindistan, tarihlerinin en büyük serbest ticaret anlaşmasını imzaladı. Anlaşma, küresel ticarette dengeleri değiştirirken, Türkiye'nin rekabet gücünü zorlayabilir ancak doğru adımlarla yeni fırsatlar da sunabilir.

Avrupa Birliği (AB) ile Hindistan, uzun süren müzakerelerin ardından tarihi bir serbest ticaret anlaşmasına imza attı. AB Komisyonu tarafından yapılan açıklamada, bu anlaşmanın her iki tarafın bugüne kadar tamamladığı en büyük anlaşma olduğu vurgulandı.

JEOPOLİTİK GERİLİMLER ARASINDA GÜÇLENEN BAĞLAR

Küresel ekonomik zorlukların ve jeopolitik gerilimlerin arttığı bir dönemde varılan bu anlaşma, dünyanın ikinci ve beşinci en büyük ekonomileri arasındaki ekonomik ve siyasi bağları güçlendirmeyi hedefliyor. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, anlaşmayı "dünyanın en büyük demokrasileri arasındaki ortaklığı derinleştirme" olarak nitelendirerek, her iki taraf için de ekonomik faydalar sağlayacak 2 milyar kişilik bir serbest ticaret bölgesi oluşturulduğunu belirtti. Von der Leyen, bu başarının kurallara dayalı iş birliğinin önemini gösterdiğini ve ilişkiyi daha da güçlendireceğini ifade etti.

TÜRKİYE EKONOMİSİ İÇİN REKABET BASKISI VE POTANSİYEL FIRSATLAR

AB ile Hindistan arasındaki bu önemli ticaret anlaşması, küresel ticaret dengelerini yeniden şekillendirirken, Türkiye ekonomisi için de hem dolaylı riskler hem de potansiyel fırsatlar barındırıyor. Uzmanlara göre anlaşma, özellikle sanayi ve orta-yüksek teknolojili ürünlerde Türkiye'nin AB pazarındaki rekabet gücünü zorlayabilir. Hindistan'ın AB pazarına daha düşük maliyet ve gümrük avantajlarıyla girmesi, Türk ihracatçıları için ciddi bir rekabet baskısı yaratabilir. Otomotiv, makine, kimya ve ilaç gibi sektörlerde Hindistan menşeli ürünlerin daha cazip hale gelmesi, Türkiye'nin AB'ye ihracatında fiyat ve pazar payı kaybı riskini artırabilir. Bu durum, Türkiye'nin mevcut ticaret politikalarını güncellememesi halinde önemli bir rekabet dezavantajı yaratabilir. Öte yandan, AB'nin Hindistan'ı Çin'e alternatif bir üretim ve tedarik merkezi olarak konumlandırma stratejisi, Türkiye'nin "yakın coğrafyadan tedarik" (nearshoring) avantajını zayıflatabilir. Ancak, AB-Hindistan ticaret hacminin büyümesi, Avrupa merkezli firmaların tedarik zincirlerinde Türkiye'yi ara üretim ve lojistik üs olarak kullanma ihtimalini de gündeme getirebilir. Bu potansiyelin hayata geçmesi için Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve yeşil dönüşüm ile teknik standartlar konusunda AB ile uyumun hızlandırılması gerektiği vurgulanıyor.