Avrupa Birliği (AB) ve Hindistan, Yeni Delhi'de düzenlenen bir törenle, ekonomik ve güvenlik işbirliklerini derinleştiren kritik bir anlaşmaya imza attı. Bu tarihi adım, iki dev ekonomiyi birleştirerek küresel ticarette yeni bir çağın başlangıcını işaret ediyor.
2 MİLYARLIK PAZARDA 'KAZAN-KAZAN' ORTAKLIĞI
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB Konseyi Başkanı Antonio Costa ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin katıldığı törende, serbest ticaret anlaşması 'tüm anlaşmaların anası' olarak tanımlandı. Anlaşma, yaklaşık 2 milyar nüfusa sahip dev bir pazar oluşturacak ve 'kazan-kazan' prensibiyle işleyen bir ortaklığın temelini atacak. Savunma sanayisi işbirliği, deniz güvenliği, siber ve hibrit tehditlerle mücadele gibi alanlarda daha da güçlendirilecek.
STRATEJİK ORTAKLIKLA GÜVENLİK VURGUSU
AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, bu adımın sadece ticarette değil, halklar arası bağlarda ve güvenlik işbirliğinde de yeni bir sayfa açtığını belirtti. Uluslararası düzenin yeniden şekillendiği bu dönemde, AB ve Hindistan'ın 'stratejik ve güvenilir' ortaklar olarak hareket ettiğini vurgulayan Costa, sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen 'dayanıklı küresel düzen' için birlikte çalıştıklarını ifade etti. Güvenliğin refahın temeli olduğunu söyleyen Costa, ortak çıkarları korumak ve güvenlik tehditlerine karşı mücadele etmek için işbirliğini en üst düzeye çıkaracaklarını ekledi.
HİNDİSTAN'IN EN KAPSAMLI TİCARET ANLAŞMASI
Hindistan Başbakanı Narendra Modi, AB ile ilişkilerde yeni bir döneme girildiğini belirterek, bu anlaşmanın Hindistan tarihindeki en kapsamlı ticaret anlaşması olduğunu vurguladı. Bu adımın çiftçiler ve küçük işletmeler için Avrupa pazarına erişimi kolaylaştıracağını, küresel tedarik zincirlerini güçlendireceğini ve üretim, hizmet, yatırım ile inovasyon alanlarında yeni fırsatlar yaratacağını kaydetti. Modi, savunma ve güvenlik işbirliğinin terörle mücadele, deniz güvenliği ve siber güvenlik konularında pekiştirileceğini ekledi. Ayrıca, kurallara dayalı uluslararası düzenin korunmasının ortak bir öncelik olduğunu ve küresel sorunların çözümünde çok taraflılığın önemini vurguladı.



