EKONOMİ
Yayınlanma : 26 Ocak 2026 13:15

ABD'den İran'a Enerji Kıskacı: Yaptırımlar ve Askeri Tehditler Baskıyı Artırıyor

ABD'den İran'a Enerji Kıskacı: Yaptırımlar ve Askeri Tehditler Baskıyı Artırıyor
ABD, İran'ın uranyum zenginleştirme teklifini reddetmesi üzerine petrol yaptırımları ve askeri tehditlerle Tahran üzerinde baskıyı artırıyor. Bu durum, Orta Doğu'da gerilimi yükseltirken Hürmüz Boğazı da stratejik önemini koruyor.

ABD yönetimi, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurma teklifini reddeden İran'a karşı petrol yaptırımları ve askeri mesajlarla baskısını artırıyor. Bu politikalar, Orta Doğu'daki gerilimi yeniden tırmandırıyor.

NÜKLEER MÜZAKERELER VE YAPTIRIMLAR

Geçen yıl İran ile ABD arasında yürütülen nükleer müzakere sürecinde derinleşen gerilim, Washington'un uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin tamamen durdurulmasını içeren bir anlaşma teklifini Tahran'ın reddetmesiyle doruğa ulaştı. Görüşmeler sürerken ABD'nin İran'daki nükleer tesislerine yönelik saldırı düzenlemesi, müzakere sürecinin fiilen sona ermesine yol açtı. ABD Başkanı Trump, uranyum zenginleştirme faaliyetlerine yeniden başlanması halinde nükleer tesislerin tekrar hedef alınabileceği uyarısında bulundu.

TİCARET YOLU VE EKONOMİK BASKI

ABD Hazine Bakanlığı, İran'ın balistik füze programına katkı sağladıkları gerekçesiyle çeşitli kişi ve kurumlara yaptırım uyguladı. Mayıs 2018'de ABD, 2015'teki nükleer anlaşmadan çekilerek 'maksimum baskı' politikasını başlattı. Trump'ın ikinci kez başkanlık koltuğuna oturmasının ardından ilk yaptırım adımı yine İran'a yönelik oldu. Bu kez Tahran ile petrol ticaretinin sürdürülmesi gerekçesiyle Çin merkezli şirketler ve ticaret ağları hedef alındı. ABD, İran ile iş yapan ülkelere ek gümrük vergisi getirdi ve İran petrolü taşıyan bazı gemi ve şirketleri yaptırım listesine aldı. Bu yaptırımlar, Tahran'ın elindeki stratejik kozlardan biri olarak görülen Hürmüz Boğazı'nı yeniden gündeme taşıdı. Boğazdan günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol ve petrol ürünü geçiyor. Uzmanlar, Washington'un ekonomik baskıyı sertleştiren adımlarının askeri seçeneklere kıyasla daha etkili olduğunu belirtiyor.