ABD Savaş Bakanlığı (Pentagon), cuma gecesi uzun zamandır beklenen Ulusal Savunma Stratejisi'ni duyurdu. Bu yeni belge, Washington’ın güvenlik önceliklerinde köklü bir değişikliğe işaret ediyor. Belge, Donroe Doktrini olarak bilinen Ulusal Güvenlik Stratejik Belgesi ile uyumlu bir şekilde, ABD anakarası ve Batı Yarımküre'yi merkezine alırken, önceki yönetimlerin aksine Çin’i birincil tehdit olarak görmüyor.
STRATEJİK ALANLARA ODAKLANMA
Yeni strateji, geçmiş yönetimleri “Amerikan çıkarlarını ihmal etmekle” eleştiriyor ve bunun sonucunda ABD ordusunun Panama Kanalı ve Grönland gibi kritik bölgelere erişiminin tehlikeye girdiğini savunuyor. Pentagon, kamuoyunun pratik çıkarlarına odaklanmayı ve büyük, iddialı fakat sonuçsuz stratejilerden uzaklaşmayı hedefliyor.
AVRUPA’NIN ROLÜ VE ÖNEMİ
Belgede Avrupa'ya da yer veriliyor fakat kıtanın küresel ağırlığının azaldığı ifade ediliyor. “Avrupa önemli olmaya devam etse de küresel ekonomik güçten aldığı pay giderek küçülüyor” deniliyor. ABD’nin Avrupa'daki varlığını sürdüreceği ancak asıl önceliğin ABD anakarasının savunulması ve Çin’in caydırılması olacağı vurgulanıyor. Güvenlik belgesinde Avrupa’nın “medeniyet olarak gerilediği” yönündeki sert ifadeler yer almıyor.
TEHDİTLER VE STRATEJİK Hedefler
Yeni strateji, ABD’nin Batı Yarımküre’deki kilit coğrafyalara erişim ve nüfuzunu kaybetmemesi gerektiğini savunuyor. Panama Kanalı ve Meksika Körfezi bu kapsamda açıkça belirtiliyor. 2018’deki Trump yönetimi ve 2022 Biden stratejileri Çin’i ABD güvenliğine en büyük tehdit olarak tanımlamıştı. 2026 stratejisi, Çin ile diplomasi yolunu tamamen kapatmadan, Pasifik’te etkili bir caydırıcı savunma oluşturmayı öngörüyor. Rusya, İran ve Kuzey Kore ise tehditler arasında anılsa da ikincil planda kalıyor. Pentagon’un yeni yol haritası, ABD’nin küresel rolünü yeniden tanımlarken Panama ve Grönland gibi stratejik noktaların neden bu kadar önemli hale geldiğini açıkça ortaya koyuyor.



